Ana Sayfa Dünya Müzikleri DÜNYA MÜZİKLERİ ÜZERİNE

DÜNYA MÜZİKLERİ ÜZERİNE

82
1
Paylaş

DÜNYA MÜZİKLERİ ÜZERİNE

Müzik, toplumları bir araya getiren, dostluk bağları oluşturan en önemli unsurların başında geliyor. Farklı kültürlerdeki insanlarla birlikte söylerken duygulanıp hüzünlendiğimiz, bazen tanımadığımız o insanlarla kol kola girip hep bir ağızdan; dilini bilmediğimiz halde bile nakaratlara eşlik edip aynı frekansta buluşmamıza vesile olan bir araç olma özelliği taşıyor.

Dünyada bazı dans ve müzikler ülkelerle özdeşleşmiş haldedirler. Örneğin “tango” denince akla Arjantin ve bu dansın müziğinin baş Enstrümanı “akordeon” a benzer ses veren “bandoneon”,  Yunanistan dendiği zaman “sirtaki” dansını yaparken çalan “buzuki” akla gelir. Ruslar “polka” yaparken “balalayka” sız olmaz. Meksika’ da Mariachi’lerin yaptığı müziğin en önemli aleti ise “trompet” tir.

Benim içinse müzik ayrı bir tutkudur. Şefliğini yürüttüğüm “Sefarad Sinagog İlahileri Korosu” ile birlikte yaptığımız yurtdışı seyahatlerinde tanıştığım müzisyenlerden bilgiler edinir, şahsi gezilerim sırasında da fırsat buldukça karşıma çıkan müzik marketlere girerek o bölge ve ülkenin müziklerini dinleyip fikir edinmeye çalışırım.

Sizlere bloğumuzun bu köşesinde ülkelerin müziklerinden, müzik aletlerinden, ülkelerinin önüne geçip dünyaya mal olmuş sanatçılarından, dünyaca meşhur olan gruplarından, kimi zaman besteci ve yorumcularından; dilim ve bilgim el verdiğince bahsetmeye çalışacağım. Ülkelerin müziklerini, sanatçılarını konuşurken o ülkelerin kültürlerinin de bu sayede bir nebze olsun üstünde durmaya çalışacağım.

Dünya Müzikleri üzerine hazırladığım yazımın bu bölümünde ise Ege’nin karşı kıyılarındaki komşumuz Yunanistan’ın milli çalgısı “buzuki” ve bu aletle çalınan müziklerle oynanan “sirtaki” ye ayırmak istedim.

Buzuki (Bouzouki) aslı bağlama olan bir Yunan-Türk çalgısıdır. Buzuki tarihi çok eskilere dayanmaz. Mübadele ile Türkiye’den göç eden Rumlar yanlarına bağlama, ut, keman gibi Enstrümanlarını da almışlardı. Yunan yönetimi mübadele yüzünden uzun bir süre Türkiye’yi anımsatan “bağlama” çalmayı yasaklamışlar; bunun üzerine halk bu alettin tipine ve tınısına uygun mandolin, gitar, bağlama benzeri buzukiyi yapmış. Diğer bir görüş de isminin Türkçe bozuk sazdan türemiş olduğu, bir saz çalma şekli olan bozuk düzenden geldiği. Zamanla bu alet Yunanlıların milli çalgısı olmuş. Dikkat ederseniz “sirtaki” de bizim “zeybek” tarzına, “kasapiko” dedikleri dans ise bizdeki “kasap havası” şeklinde halay gibi oynanan dansa oldukça benzer.

Dünya sirtaki dansı ve buzuki ile 1964 yılında, Nikos Kazancakis’ in romanından esinlenerek, müziklerini Mikis Theodorakis’ in yaptığı ve başrolünü Anthony Quinn’ in oynadığı “Zorba” filimi ile tanıştı. 1970’li yıllarda Georges Moustaki, Nana Mouskouri, Demis Roussos gibi Yunan sanatçılardan zaman zaman buzuki ezgilerinin içinde bulunduğu birçok şarkı dinlerdik.

Günümüzde bu bayrağı, Haris Aleksiu, Anna Visi, ve ülkemizde de birkaç kez konser veren dünya sanatçısı Yorgo Dalaras devraldılar. Favori parçalarımın listesini; harika seslerinin yanında muhteşem yorumlarını internet üzerinden bulup dinlemek isteyenler için aşağıya iliştiriyorum.

Anna Visi:  “Psihedelia”

Yorgo Dalaras: “S’Agapo”.

Haris Aleksiu: “Mia pista apo fosforo”

Glykeria : Tha Spaso Koupes

 

Türkiye’ de ise bu müziğin alametifarikası Fedon; Yunan havasını yaşamak isteyenler için tavernalarda performans göstermeye devam ediyor.

Yolunuz Yunan adalarına düşerse Thassos, Chios, Mitilini’ de benim yaptığım gibi sofranıza Greksalat, Caciki, Sağanaki, Pabucaki ve birkaç deniz mahsulleri mezeliklerinin yanın Mavi etiketli Barbayani Uzo ısmarlayıp buzukinin coşturan melodisine kendinizi kaptırıp, sıcakkanlı Yunan dostlarımızla beraber sirtakiye kalkmayı ihmal etmeyin.

 

Bu kez sizlere yakın bir coğrafyamızın, komşu Yunanistan’ın,  kimi zaman dinlemekten, zaman zaman da söylemekten keyif aldığım müzik türünü biraz olsun tanıtmaya çalıştım.

İleriki yazılarımda belki güzel bir kırmızı Porto şarabı içerken Portekiz’ in “Fado” sunu dinleyeceğiz. Belki Napoliten bir “arya” dinlerken İtalyanların harika pizzalarını yiyor olacağız. Ya da Carlos Gardel’ in buğulu sesinden “tango” dinlerken, Arjantin Steak ısmarlayacağız. Bakarsınız bir gün rakı, peynir, kavun üçlemesini boğaza karşı kurup, Teoman Alpay’ın Hicaz eseri “Nasıl Geçti Habersiz” şarkısının hikâyesini anlatırım.

Satırları okurken bir taraftan hayallerimizde ülkeleri gezerek gönüllerimiz şenlenecek, diğer taraftan müzik ile de ruhumuzu doyuracağız.

Paylaş
Önceki İçerikSagalassos- Tarih, coğrafya, doğa Hepsi bir arada…
Sonraki İçerikEVRENSEL MELODİLER TANGO
1957’de İstanbul’da doğdu. İlkokul yıllarında önce çevreyi tanıyarak gezgin olma yolunda adımlar atarken, ortaokul yıllarında ilk ciddi yurt dışı gezisini gerçekleştirmesiyle seyahat onda bir tutkuya dönüştü. Askerlik sonrası profesyonel hayatına başladığı tekstil sektörü ile beraber yurtdışı gezileri de artmaya başladı. Çıktığı bu gezileri ölümsüzleştirmek adına eline aldığı makinesiyle amatörce çektiği fotoğraflarla birçok sergiye katıldı ve ödüller kazandı. 2000’li yılların başında arkadaşlarının ve yakın çevresinin de teşviki ile Turizm Sektöründe uzun yıllar acentecilik yaptı. Bu yıllarda Türkiye Gezginler Kulübü ile tanıştı ve Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Emekli olduktan sonra farklı kurumlarda İdari Yönetici olarak görev aldı. 30 yılı aşkın zamandır “Sinagog İlahileri Korosu Şefliği” yapmakta ve korosuyla birçok kez yurtiçi ve yurtdışı konserlerine ayrıca bazı televizyon ve radyo programlarına katılmaktadır. 2005’ den bu yana gazete ve dergilerde “Gezi ve Yemek Kültürü Yazıları” yayımlanmaya devam etmektedir. 2020 yılı itibarı ile 34 ülke 105 şehir gezip görmüş, fotoğraflamıştır. Evli ve iki kız babası aynı zamanda bir erkek torun sahibidir. Seyahatlerini eşiyle birlikte yapmaktan keyif almakta.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here