Ana Sayfa Adım Adım Türkiye KONYA

KONYA

186
2
Paylaş

KONYA

Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği Kültür yolu etkinliğinin adresi bu kez Konya’ydı. ”Mistik Müzik Festivali” adı ile Sinagog İlahileri Korosu olarak davet alınca her zamanki gibi konser bahane gezmek şahane deyip 3 günlük konser maratonu içine yeni bir şehri nasıl tanıyabilirim çalışmalarına günler öncesi başladım. Önceki yapılan konserlerde Uçak ile Ankara’ya, otobüs ile Çanakkale’ye bu sefer Konya’ya Yüksek Hızlı Tren ile (YHT) gidecektik. Benim için yepyeni bir yolculuk deneyimi olacaktı. Avrupa’da Paris ten Amsterdam ve Brüksel’e hızlı tren ile gitmiştim, ancak Türkiye’de YHT e ilk defa binecektim. Konser ekibi Söğütlüçeşme de buluştuk, 12.10 da Konya ya doğru hareket ettik. Keyifli geçen yolculuk sonrası, saat 16.45 civarlarında Konya ya vardık. Bizi karşılayan mihmandarımız kalacağımız beş yıldızlı otelimiz Nov Otele bizlere ayrılan otobüsümüz ile götürürken ben caddeleri, yolları, apartmanları izliyor ve beklediğimden çok daha modern ve gelişmiş bir Konya ile tanışıyordum. Konaklamamamız yarım pansiyon sistemine göre idi. Yol yorgunluğunu atmak için önce bir duş yaptım, daha sonra biraz dinlenip 19.30 civarında akşam yemeği için salona indik. Otel adına layık lüks ve şıktı. Grubumuza sunulan set menü yemeği sonrası, şehir merkezine gitmek için taksiye bindik. Mihmandarımızdan ve de Reception da ki görevlilerden aldığımız bilgilere göre akşam vakti gezmek için en ideal bölgenin Alaaddin tepesi ile hemen onun karşısındaki Zafer Caddesi olduğunu öğrendik. Taksiciye bizi oraya götürmesini istedik. Yolda giderken Konya şehri ve halkı hakkında şoförden kısa bilgiler edindik. Dünyanın en büyük kavşağının Alaaddin tepesi etrafına yapılan bu kavşak olduğunu anlattı. 1.250. Metre uzunluğundaymış. Ağaçlık ve yeşillikler içindeki Konya ovası üstündeki bu tepe gece güzel ışıklandırılmıştı. Loş ama aydınlıktı. Tepedeki Cami, en eski Selçuklu eserlerinden olup, Selçuklu Sultanı I.Rükneddin Mesud (1116-1156) zamanında yapımına başlanmış ve I.Alâaddin Keykubad zamanında tamamlanmış. (1221). Çevresinde bir kısa tur attıktan sonra bir şeyler içmek için Zafer caddesine yöneldik. Yolumuzun üstünde İnce Minare medresesini gördük. Eski adı Darül Hadis miş. Selçuklu dönemine ait medrese günümüzde Taş ve tahta sanatları müzesi olarak hizmet vermekteymiş. Gece ışıklandırma sistemi ile daha da görkemli gözüküyordu.

Buradan yürüyerek Zafer caddesine geldik. Mağazalar, kafeler, kuruyemişçiler ve de marketlerin olduğu küçük ama temiz ve de güzel bir merkez caddeydi. Yan sokaklarına girdik İstanbul da ki Beyoğlu’nun ufak modeli gibiydi. Dönüş yolumuzda yürürken karşımıza bir park çıktı ilgimizi çekince gezelim dedik. Adı Kültür Park’mış. Parkta, kafeler, oturma alanları, içinde kuğular yüzen fıskiyeli havuzları, hatta cami ve mescidi bulunan büyük bir park. Hacı Veyiszade cami 1996 yılında inşası bitip ibadete açılmış. Cami parkın her tarafından görülüyor.

Saat 12 ye geliyordu. Daha fazla oyalanmadan otele dönmeye karar verdik. Hava adeta Limonata gibiydi. Hafif serin, ne çok sıcak ne de soğuktu. Artık bir hayli yorulmuştuk, Odalarımıza çekildik.
Ertesi sabah dinlenmiş vaziyette Kahvaltı salonuna indik. 5 yıldızlı otele uygun açık büfesi, hem gözümüzü hem de midelerimizi doyurdu. Saat 10 da Mihmandarımız Ayhan Bey gelip Panoramik küçük bir Konya turu yaptırmak için bizleri aldı. Yolda kısa bilgiler verip Konya’yı tanıtmaya çalıştı. Mevlana Caddesi üzerinde bizleri indirdi. Daha evvel grup buraya birkaç kez geldiklerinden tecrübeleri vardı. Tur güzergahı hakkında bilgileri alıp dağıldık. Konya turistik olarak Alaaddin Tepesi ile Mevlana türbesi arasındaki düzlem üzerinde görülecek gezilecek yerleri olan bir şehir. Nerdeyse her adım başı bir cami ya da medrese ya da Türbe vardı. Yukarıda yazdığım yerler dışında Şems-i Tebrizi Türbesi, Karatay medresesi, Çarşı ve içindeki Aziziye cami Barok tarzı mimarisi ile çok güzel bir cami. Kadınlar pazarı adeta Barcelona da ki La Boqueria pazarını hatırlattı bana. Tüm bu yerler yürüme mesafesinde. Kısa zaman dilimi içinde buraları gezip görmeye çalıştık.

Bunun dışında gezilmesi gereken yerler ise Şehrin biraz daha dışında Kelebekler vadisi ile Bilim merkezi, Konyanüma Panorama müzesi, Kyoto Japon bahçesi, olduğunu öğrendik. Ayrıca Aya Elenia müzesi (Kilise),Nasreddin Hoca türbesi, Atatürk müze evi görülmesi gezilmesi gereken yerlermiş. Ancak buraları gezmeye vaktimiz olmadı.

Öğlen yemeği için tüm grup, Mevlana türbesi manzaralı, Maruf Türbeönü Lokantasında buluştuk. Yerel yemeklerin ikram edildiği lokantada aldığım bilgiler Konya’nın damak çatlatan lezzetleri, Etli ekmek, Yağ somunu, Bamya çorbası ve küflü peynir olduğunu öğrendik. Gün içinde bu sokak lezzetlerini tatma imkanımız oldu. Meraklılar için bir iki not. Küflü peynir ile yapılan yağ somunu ve etli ekmeği çarşı içindeki Hasan Şendağlı da yemelisiniz. Bamya çorbası ile yerel Konya lezzetleri tadımını ve vejetaryenler için Lokmahane öneriliyor. Rakı meze muhabbeti için Konya şehir kulübü ya da Maşagah restoran. Sabah kahvaltı için ise Selçuklu ilçesindeki Sille mahallesindeki mekanlar ısrarla tavsiye edildi.

Yemek sonrası Konser provası ve hazırlanmak için otele döndük. Konser tarihi Tantavi Han da yapıldı. Her zamanki gibi büyük ilgi toplayan konsere Konya Belediye Başkanı, Kültür dairesi başkanı, Selçuk üniversitesi öğretim üyeleri ile ilgili Konya halkı katıldı.
Konser sonrası akşam yemeği için otele döndük. Birlikte yenen keyifli yemek sonrası lobide sohbet edip vakit geçirdik. Otelin Roof’un da canlı müzik vardı. Çıkıp bir şeyler içip müzik dinlemek istediysek de sigara dumanı ve ortam rahatsız etti oturmayıp odalarımıza çekildik.


Sabah kahvaltı sonrası tekrar Mevlana meydanına geldik. Bir gün evvel zamansızlıktan rahat gezip göremediğimiz yerleri tekrar dolaşıp fotoğrafladık. Şems’in türbesi, Mevlana müzesi, çarşı içindeki Aziziye camini dolaştık. Kadınlar pazarında biraz küflü peynir aldık. Konseri bahane edip yeni bir coğrafyada yeni bir şehirle tanışmanın mutluluğu içinde YHT ile İstanbul’a dönüşe geçtik.
Bir Tutkudur Seyahat…

Paylaş
Önceki İçerikEN “BABA” ADA SİCİLYA Av.Suat ŞİMŞEK
Sonraki İçerikDİYARBAKIR
1957’de İstanbul’da doğdu. İlkokul yıllarında önce çevreyi tanıyarak gezgin olma yolunda adımlar atarken, ortaokul yıllarında ilk ciddi yurt dışı gezisini gerçekleştirmesiyle seyahat onda bir tutkuya dönüştü. Askerlik sonrası profesyonel hayatına başladığı tekstil sektörü ile beraber yurtdışı gezileri de artmaya başladı. Çıktığı bu gezileri ölümsüzleştirmek adına eline aldığı makinesiyle amatörce çektiği fotoğraflarla birçok sergiye katıldı ve ödüller kazandı. 2000’li yılların başında arkadaşlarının ve yakın çevresinin de teşviki ile Turizm Sektöründe uzun yıllar acentecilik yaptı. Bu yıllarda Türkiye Gezginler Kulübü ile tanıştı ve Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Emekli olduktan sonra farklı kurumlarda İdari Yönetici olarak görev aldı. 30 yılı aşkın zamandır “Sinagog İlahileri Korosu Şefliği” yapmakta ve korosuyla birçok kez yurtiçi ve yurtdışı konserlerine ayrıca bazı televizyon ve radyo programlarına katılmaktadır. 2005’ den bu yana gazete ve dergilerde “Gezi ve Yemek Kültürü Yazıları” yayımlanmaya devam etmektedir. 2023 yılı itibarı ile 35 ülke 115 şehir gezip görmüş, fotoğraflamıştır. Evli ve iki kız babası aynı zamanda bir erkek torun sahibidir. Seyahatlerini eşiyle birlikte yapmaktan keyif almakta.

2 YORUM

  1. Eline Kalemine sağlık..Ülkemizin en eski yerleşim merkezleri arasında yer alan bu güzel şehri çok güzel anlattın. Konya’ya Gitmek kısmet olmadı ama….. Mutlaka öncelikle gezilecek Şehirler listesine ilave edeceğim..
    Çok teşekkürler…

  2. Selamlar kaleminize yüreğinize sağlık gezi listesine bir yenisi daha eklendi bizim için yazmaya gezmeleri devam edin ki biz sizden bu kültürel bilgileri alabilelim sevgiler💐💐💐

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here