Ana Sayfa Adım Adım İstanbul İstanbul da yaşıyoruz da İstanbul’u yaşıyor muyuz? – 3 Kadıköy-Moda

İstanbul da yaşıyoruz da İstanbul’u yaşıyor muyuz? – 3 Kadıköy-Moda

268
6
Paylaş

İstanbul da yaşıyoruz da

İstanbul’u yaşıyor muyuz? – 3

Kadıköy-Moda

İstanbul semt ve ilçelerini gezip tanıma adına başladığımız “İstanbul da yaşıyoruz da İstanbul’u yaşıyor muyuz” sloganlı gezilerimizin üçüncüsünü, çocukluğumdan beri yazlık sayfiye için geldiğimiz, evlendikten sonra, yaz kış oturmaya başladığımız Göztepe-Caddebostan semtinin şirin ilçesi Kadıköy ü, gerek tarihi gerek kültürel açıdan tam detaylı tanımıyorduk. O zaman bu kez, programa Kadıköy-Yeldeğirmeni-Moda turunu almaya karar verdim. Şalom Gazetemizin köşe yazarlarından aynı zamanda turizmci ve rehber olan Mois Gabay dan destek istedim. Bu turda bize, profesyonel olarak rehberlik yapmasını teklif edince, memnuniyetle kabul etti. Tur güzergahı, başlama noktası ve tarih belirleme ile ilgili yazışmalar sonunda harika bir sonbahar sabahı 14 kişilik BTS grubu üyeleri Kadıköy Sinagogu önünde 9.30 da buluştuk.

Sinagog da Şabat duası yapılırken birkaç katılımcı arkadaş erkenden gelip dua ya iştirak etmişlerdi. Sinagog un yan kapısından sessizce bahçesine geçtik. Önce kısaca Yeldeğirmeni semti hakkında bilgiler aldık. 1900 lü yıllardan beri var olan bu semtte bir hayli kalabalık Yahudi nüfusu yaşarmış. Sinagogun bahçesine duvarı olan bu semtin en eski eczanelerinden olan kurucusu Soryano eczanesini ve ailesini anlattı. Samimi ve keyifli bir açılış olmuştu. Zaten tanıdığımız ve sevdiğimiz rehberimizle güzel bir gün geçireceğimizin sinyallerini almıştık. Dua bitiminde saat 10.00 gibi bu kez Sinagogun içine girip mekan hakkında geniş bilgiler aldık. 1899 yılında ibadete açılan Sinagoga Padişah Abdülhamit de minnet duygularının ifadesi olarak şefkatli anlamına gelen Hemdat İsrael ismi konduğunu, tavandaki dev asa avize, oturma grupları, Tevrat rulolarının saklandığı dolap Ehal, kadınlara ayrılan bölüm hakkında detaylı bilgiler aktardı bizlere.

Sinagog çıkışı Yeldeğirmeni turuna başladık. Adeta bir bilgi bombardımanına tutulmuştuk. Nerededen başlayım, kimden başlayım inanın zorlanıyorum anlatmakta. Yazar Maryo Levi nin oturduğu ev, Keribar apartmanı, altında dehlizler bulunan Valpredo apartımanı (İtalyan apartımanı da denirmiş), Menase apartmanı (Ankara apartmanı), Doktor Benoziyo nun evi, Alman ve İngiliz okulları ki bunların altında da dehlizler bulunurmuş, eski Fransız okulu (şimdi ki Kemal Atatürk Anadolu lisesi) yanında bulunan eskiden Şapel olarak kullanılan Eglise ND du Rosarie,  (şu an ki Yeldeğirmeni Sanat merkezi), Fransız ilk okulu St. George (Aya Yorgi)  kilisesi, gezip gördüğümüz mekan ve sokaklardı. Binalar, aileler, kişiler, hakkında bilgiler alıp adım adım tarih kokan Yeldeğirmeni mahallesini gezerken, tüm grup müthiş keyif alıyorduk.

 

 

Buradan yürüye yürüye Paris sokağına geldik. Bu sokak eskiden genel evlerin bulunduğu sokakmış. Yanaşık düzen ve tek katlı evlerin rengarenk boyalı dış yüzeyleri ile hala o günlerin izlerini üzerinde taşıyor. Evlerin karşısında bulunan mezarlık burası ile tezat teşkil ederken kabristanın, Karaca Ahmet mezarlığının bir uzantısı olduğunu öğrendik. Semtin en bilinen ve sık kullanılan hamamı Aziziye hamamı önünde bilgi aldık. Katılımcı bazı arkadaşların birkaç yıl öncesine kadar bu hamamda yıkandıklarını anlattılar. Derken Kadıköy vapur iskelesinin bulunduğu meydana geldik. Burada Kadıköy ün eskiden isminin Kalkedon yani körler ülkesi anlamına gelen mitolojik hikayesini dinledik. Eski hal binasının şimdiki Konservatuar ve hemen yanındaki Haldun Taner şehir tiyatrosu sahnesinin bilgilerini dinledik. Eski Şehr-i emini (Belediye binası) şimdiki Kaymakamlık binasının dış çinilerinin 1.ulusal mimarı akımın bir üslubu olduğunu aynı çinilerin Büyükada vapur iskelesinde de bulunduğunun bilgilerini aldık. Meydandaki diğer bir eser İskele Camii de denilen mabet. III. Mustafa tarafından 1760’da yaptırılmıştır. Yıllar sonra harap olmuş, 1858’de Abdülmecid, kagir olarak yeniden inşa ettirmiş. Yanında bir de Sübyan mektebi olduğu biliniyorsa da artık bulunmuyor. III.Mustafa tarafından yaptırılan bu cami Salatin cami (yani sultanlar tarafından yaptırılmış anlamına gelir) kendi şahsi serveti ile yaptırdığı söylenir. Buradan hemen yan sokağında bulunan tarihi Baylan pastanesi ile Saray şekercisi ve Lokum un mucidi Hacı Bekir efendinin hala hizmet veren tatlıcı dükkanı önünde tarihçeleri ve günümüzdeki durumu hakkında bilgiler aldık. Bu trafiğe kapalı olan sokağı bitirip çarşı içine çıkan alanda yan yana bulunan Ermeni Surp Takavor kilisesi ile Rum Aya Efimia kiliselerinin tarihçelerini dinledik.

 

 

İki dakika içinde okuduğunuz bu turumuzun ilk bölümü aslında 4saat de tamamlamıştık. Güzel ve akıcı anlatımı, engin bilgisi ve bizlere “sevgili dostlarım” diye hitap eden sempatik rehberimiz öğlen yemek molasını Çiya lokantasında verdi. Güney doğu Anadolu nun meşhur mutfağını dünya Gurmelerine sunan lokantada gerçekten damak çatlatan lezzetleri tatma imkanı bulduk. Kosher yiyen bazı arkadaşlara, vejetaryen kebabı yoğurtlu ve İskender kebap sunumunda getirmesi günün lezzet sürprizi oldu. Yemeğin ardından demli çaylarımızı yudumladıktan sonra, turumuza kaldığımız yerden devam ettik. Bahariye caddesi üzerindeki Kadıköy halk eğitim merkezi ile eskiden sinema şimdilerde ise opera binası olarak işlev gören Süreyya opera binasına geldik. İçerisini gezmek için daha evvel izin alan rehberimiz bize bina hakkında bilgiler verirken bölgeye ilk sinemayı kuranların buraya yerleşen Yahudiler olduğunu anlattı. Bahariye caddesinde ayrıca Rum Ortodoks metropolitliği ile Aya Triada Rum kilisesi bulunuyor. Kilisenin ilginç mimari özelliklerinden biri de Kubbeli tavana sahip oluşudur.

Buradan Cem sokakta bulunan ve duvarlarından ötürü dışarıdan kilise olduğu bile anlaşılmayan Eglise De L’assomption Latin Katolik kilisesine geldik. Sık sık buraya yerli turistler getirdiğinden görevli rahibe ile samimiyetinden dolayı Fransızca konuşup anlaşan rehberimiz bu kez topu rahibeye atıp bilgileri kendisinin aktarmasını istedi. Şirin mi şirin tipik Fransız rahibe günün ikinci sürprizi olarak kilise turunun sonunda bizlere orijinali Latince olan bir ilahiyi Türkçe söyledi ve bizlerden alkışı kaptı. Köşkleri, yalıları, villaları ile ünlü Moda semtinde yolumuzun üstündeki birkaç köşkü de ziyaret etmeden geçemezdik. İçlerini gezemezsek bile hiç olmazsa hikayelerini dinleyerek hayallerimizde yüz yıl öncesine gittik. Friedrich köşkü şimdiki adı ile

Sarıca Paşa köşkü Piyanist Ayşegül Sarıca nın ailesine ait ve tüm ihtişamı ile ayakta durmaya direniyor. Köşkler diyarı Moda da karşılaştığımız diğer bir köşk ise, Mahmut Muhtar paşa köşkü diğer adı Mermer köşk (Şimdi Kadıköy kız lisesi olarak hizmet veriyor)

 

Bir başka Moda nın simgelerinden olan Koço meyhanesi ile altında ki Aya Ekaterina ayazmasını ziyarete gittik. Ayazmada dua edenler, mum yakıp adak adayanları vardı. Ben ise lokantadan gelen buram buram anason kokusunun izini takip edip hayallere daldım. Çocukluğumuzda babamlarla Koço ya geldiğimizde Rum garsonlar servis yaparken meyhaneciliğin tüm inceliklerini sunarlardı. Muska böreği nin şekli ve içindeki peynirli malzemenin bolluğu, Arnavut ciğerinin lezzeti, patlıcan salatasının beyazlığı ve kıvamı, beyin salatası nın tadı bu gün dahi eski akşamcılar arasında anılır. Turu burada sonlandırıp bir kadeh rakı eşliğinde bir parça peynirin ayrılmaz dostu kavun ile keyif yapmak istediysem de grubun ahengi bozmamak adına arzularıma gem vurdum. Koço nun kapısında durup Moda burnundaki eski vapur iskelesini izledik. Günümüzde Cafe olarak muhteşem manzarası ile İstanbullulara hizmet vermekte iskele.

 

Ölümünden sonra evi müze halinde ziyaret edilen, büyük müzisyen, gezgin, Barış Manço nun Moda daki müstakil villasını ziyarete gittik. Kıyafetleri, yüzük, kolye, kemer gibi aksesuarların sergilendiği Gitar ve piyanosunun bulunduğu çalışma odası, gezgin kimliği ile TV de bizlere dünyayı gezdirdiği “yediden yetmiş yediye” ayrıca “adam olacak çocuk” adlı, hazırlayıp sunduğu çocuk programı kaset arşivlerinin bulunduğu 3 katlı evini gezdik. Bu gün günümüzde birçok kanal da gezi programlarını elimden geldiğince kaçırmadan izlemeye çalışırım. İnanın hala onun hazırladığı gezi programı gibi programa rastlamakta zorlanıyorum. Tüm arkadaşlar hemen hemen aynı duyguları paylaşarak müze evden ayrıldık.

 

Turumuzun sonlarına doğru mühürdar da ki Haldun Taner büstü önünde fotoğraflar çektirip, 8 saatten fazla süren, Kadıköy-Yeldeğirmeni-Moda gezimizi, yorgunluktan adım atacak halimiz kalmamasına rağmen aldığımız bilgilerin keyfi ile mutlu bir şekilde, Kadıköy çarşısındaki bir cafe de Türk kahvelerimizi yudumlarken bir başka turun hayallerini kurup program yapıyorduk. Teşekkürler Mois Gabay senin rehberliğinde gezmek keyifli idi. Bir başka turda tercihimiz yine sen olacaksın.

Bir Tutkudur Seyahat…

 

Paylaş
Önceki İçerikKADIN AZMAK NEHRİ VE DANS EDEN ÖRDEKLER
Sonraki İçerikVALİZİMDEKİ NOTALAR VALS
1957’de İstanbul’da doğdu. İlkokul yıllarında önce çevreyi tanıyarak gezgin olma yolunda adımlar atarken, ortaokul yıllarında ilk ciddi yurt dışı gezisini gerçekleştirmesiyle seyahat onda bir tutkuya dönüştü. Askerlik sonrası profesyonel hayatına başladığı tekstil sektörü ile beraber yurtdışı gezileri de artmaya başladı. Çıktığı bu gezileri ölümsüzleştirmek adına eline aldığı makinesiyle amatörce çektiği fotoğraflarla birçok sergiye katıldı ve ödüller kazandı. 2000’li yılların başında arkadaşlarının ve yakın çevresinin de teşviki ile Turizm Sektöründe uzun yıllar acentecilik yaptı. Bu yıllarda Türkiye Gezginler Kulübü ile tanıştı ve Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Emekli olduktan sonra farklı kurumlarda İdari Yönetici olarak görev aldı. 30 yılı aşkın zamandır “Sinagog İlahileri Korosu Şefliği” yapmakta ve korosuyla birçok kez yurtiçi ve yurtdışı konserlerine ayrıca bazı televizyon ve radyo programlarına katılmaktadır. 2005’ den bu yana gazete ve dergilerde “Gezi ve Yemek Kültürü Yazıları” yayımlanmaya devam etmektedir. 2020 yılı itibarı ile 34 ülke 105 şehir gezip görmüş, fotoğraflamıştır. Evli ve iki kız babası aynı zamanda bir erkek torun sahibidir. Seyahatlerini eşiyle birlikte yapmaktan keyif almakta.

6 YORUM

  1. Ne güzel gezdirdiniz ve tanıttınız muhteşem vallahi bende modaya bayılıyorum hele hele oraya gidince olmazsa olmazlardan Ali Ustanın dondurması yenmeden de dönülmez değil mi güzeldir moda kadıköy gezilmeğe değer tabikide emeğinize kaleminize sağlık tebrikler süper bir yazıydı

  2. Çok çok güzel anlatmışsın sevgili gezgin dostum. Hepberaber gezip bu kültür zenginliğini tatmak çok güzel bir duygu. Sanki elimde simit, şu an Kadıköy ve Moda’yı gezdim yeniden. Özellikle Latin Katolik Kilisesindeki rahibe ve bu gezi belleğimde unutulmazlar arasında yerini aldı. Gönlüne emeğine sağlık🙏. Bu geziden sonra “Tadı damağında kalmak” neymiş anladım. Sağlıkla yine yeniden’i bekliyorum.

  3. Eline, kalemine sağlık …Bu şirin İlçeyi çok güzel özetledin..
    Eskiden Moda’da yaşayan bir birey olarak tüm anılarım canlandı.. Büyük Bir huzur İle Çocuklarımı bu şirin Semtte Büyüttüm…….Moda’yı Çok Severim…
    Teşekkür ederiz……. Kaleminle ve sağlıkla kal……

  4. Kadıköy ve çevresi hakkında detaylı olarak bilgi edindim. Güzel ve yararlı bir yazı tebrik ederim eline kalemine sağlık. Günlük yaşantımızdan başımızı kaldırıp yaşadığımız şehiri ve çevremizi tanımamız gerçekten önemli.

  5. Sevgili Cako
    uzun zamandır yorum yapmıyordum bu yüzden önce kocaman bir özür
    ama iş Kadıköy yazısına gelince dayanamadım bende bir kaç şey ilave ederim diye
    yazıyı okuyup ilavelerimi yapayım dedim ama olmadı şaşırdım mı şaşırmadım sen yazacaksın
    ve ilave edilecek bir şey kalacak mümkün değil
    bütün yazıların gibi buda 10 numara
    Tebrikler

  6. Sevgili Dostum
    bu tura bizde katılmıştık
    bugün okuduğumda sanki yeniden dolaşmış gibi çok mutlu oldum.
    senin anlatımını ben çok beğeniyorum
    teşekkür ederiz
    kaleminin mürekkebi hiç bitmesin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here