Ana Sayfa Dünya Müzikleri DÜNYA MÜZİK HARİTASI   TAMTAM VE RİTİM  

DÜNYA MÜZİK HARİTASI   TAMTAM VE RİTİM  

776
4
Paylaş

DÜNYA MÜZİK HARİTASI

 

TAMTAM VE RİTİM

 

Selam gezgin dostlar. Bu güne kadar “Müzik ile Dünya Turu” başlığında sizlere birçok ülkenin müzik ve danslarını tanıtmaya çalıştım. Yunanistan’ın Buzuki ve Sirtakisini, Arjantin’in Bandoneon ve Tangosunu, İspanya’nın Gitar ve Flamenkosunu, Karaip adalarının Marakas ve Latin dansını son olarak da Avusturya’nın dünyaca meşhur salon dansı Vals ile bu müziğin bir numaralı bestecisi Strauss’u dilim döndüğünce anlattım. Ülkelerin Müziklerini anlatırken gezdiğim şehirlerde yaşadığım deneyimlerimi de kısa kısa paylaştım.

Müzik dediğimiz sesler nerede ve nasıl çıktı diye araştırdığımda, kökeninin Afrika’ya dayandığını öğrendim. Antik çağlarda, insanlar bir takım sesler çıkarıp dans eder gibi hareketler yaparak avlanırlarmış. Dans eder gibi figürlerle avı şaşırtır, yüksek sesler çıkartarak hayvanı korkutmaya çalışırlarmış. Zaman içinde daha kuvvetli ses çıkartmak için ağaç gövdelerinden vurmalı aletler yapmışlar. Bu aletlere zaman içinde bir ritim düzeni içinde vurarak günümüzün vurmalı çalgılarının atası “tam tam” ı icat etmişler. Daha sonra yine ağaç dallarından ve kamışlardan ilkel flütü icat etmişler. Daha sonra bu aletleri ibadetlerde, eğlence ve kutlamalarda da kullanmaya başlamışlar. Nihayetinde basit olarak müzik ve ritmin meydana gelişinin kısa özetini sizlere aktarmış oldum.

 

Zaman içinde Afrika’da doğan müzik ve ritim, Orta Doğu üzerinden geçerek Avrupa ve Asya kıtalarına, oradan da Amerika kıtasına ulaşmış. Bu yolculuk sırasında oluşan medeniyetler, daha sonra da yerleştikleri bölgede sınırlarını çizen ülkeler, içinde bulundukları coğrafyaların durumuna göre kendi müziklerini oluşturmuşlar. Çağlar boyunca insanlık gelişim gösterdikçe, müzik anlayışları ve müzik zevkleri de değişim göstermiş. İlk çağlardaki ilkel tamtam müziği, ortaçağda farklılık gösterirken, 1300’lü yıllarda Rönesans ile daha değişik bir tarza, Bizans döneminde ve daha sonra 1600 yıllarda barok tarzı ile günümüzdeki klasik müzik tarzına dönüşmüş.

Avrupa’da müziğin yolculuğu böyle seyrederken Asya’ya müzik İran üzerinden önce Hindistan ve Çine ulaşmış. Hindistan da yapılan arkeolojik kazılar sonrası telli çalgılar ile flüt ve vurmalı aletler, duvarlara yapılan resimlerde görülmüş. Burada müzik öncelikle dini içerikli olup Tanrılarına saygılarını ifade etmek için yapılmış.        Çin’de ise sarayda çalınan müziğin kendine has bir notasyon sistemi ile yukarıda belirtiğim gibi bulunduğu coğrafyanın özelliklerine göre aletler şekillenmiş. Yakının da olan diğer Orta Asya ülkeleri de bunlardan etkilenip kendi müzik aletlerini yapmışlar.                                                                                                                    1492 yılında Kristof Kolomb un Amerika kıtasının keşfinde kıtadaki yerliler tamtam tarzı davulları ve kamıştan yapılmış flütleri ile müziklerini yapıyorlardı. Kaşifler beraberinde getirdikleri kültürü yerlilere benimsetmeye çalıştıkları gibi kendi müziklerini de tanıtıp öğretmişler. Yeni kıtada da zaman içinde bulunan coğrafyanın etkisinde kalarak farklı müzik tarzları oluşmuş.

Müzik haritasının gelişiminde, coğrafyalar kadar, dinlerin de büyük etkileri olmuş. Kilise müziği, İslamiyet’in doğuşu ile Arap müziği bu tez için güzel örnekler teşkil ederler.

Değerli okurlar, birkaç satırla “Dünya Müzik Haritası” nı böyle özetleyebilirim. Aslında Afrika tamtamı ile başlayan müziğin serüveni zaman içinde do, re, mi, fa, sol, la, si, den oluşan 7 nota ile öyle bir Labirente sokar ki sizi, bir girdiniz mi kolay kolay çıkamazsınız.

Türk musikisinin önemli bestekarlarından Dede Efendi “Musiki öyle bir denizdir ki, ben paçaları sıvadım ama hala içine giremedim “demiştir. Romantik Schelling “Müzik sonsuzluğun anlatımıdır.” derken, Longfellow “Müzik insanların evrensel dilidir.” diyerek birlik beraberliğin yoluna işaret etmiş.

 

 

Aslına bakarsanız doğumdan ölüme kadar, hayatımızın her safhasında bulunuyor müzik. Dualarımızda, sevinçlerimizde, hüzünlerimizde, korkularımızdan sıyrılmak istediğimizde, sıkıldığımızda, mutluyken, mutsuzken, her zaman sığındığımız limandır müzik. Ne güzel söylemiş Mendelson “Müzik ruhun gıdasıdır.” diye.

Her zaman olduğu gibi yazımın sonunda sizleri güzel bir öneri ile uğurluyorum. Tropik meyvelerden oluşan leziz bir kokteyl hazırlayıp koltuğunuza yerleşin. Madem ki müziğin çıkış yeri Afrika dedik, bu kıtada özellikle Kenya ve Tanzanya da sıkça kullanılan ve hiç üzülme anlamıma gelen “Hakuna Matata” mottosunu cebimize koyarak, Miriam Makeba’ nın güzel sesinden Tanzanya dilindeki Malaika adlı şarkıyı Afrika’ nın büyülü doğasıyla sizleri baş başa bırakmak isterim.

 

Paylaş
Önceki İçerikVARŞOVA & POZNAN
Sonraki İçerikÇATALCA
1957’de İstanbul’da doğdu. İlkokul yıllarında önce çevreyi tanıyarak gezgin olma yolunda adımlar atarken, ortaokul yıllarında ilk ciddi yurt dışı gezisini gerçekleştirmesiyle seyahat onda bir tutkuya dönüştü. Askerlik sonrası profesyonel hayatına başladığı tekstil sektörü ile beraber yurtdışı gezileri de artmaya başladı. Çıktığı bu gezileri ölümsüzleştirmek adına eline aldığı makinesiyle amatörce çektiği fotoğraflarla birçok sergiye katıldı ve ödüller kazandı. 2000’li yılların başında arkadaşlarının ve yakın çevresinin de teşviki ile Turizm Sektöründe uzun yıllar acentecilik yaptı. Bu yıllarda Türkiye Gezginler Kulübü ile tanıştı ve Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Emekli olduktan sonra farklı kurumlarda İdari Yönetici olarak görev aldı. 30 yılı aşkın zamandır “Sinagog İlahileri Korosu Şefliği” yapmakta ve korosuyla birçok kez yurtiçi ve yurtdışı konserlerine ayrıca bazı televizyon ve radyo programlarına katılmaktadır. 2005’ den bu yana gazete ve dergilerde “Gezi ve Yemek Kültürü Yazıları” yayımlanmaya devam etmektedir. 2023 yılı itibarı ile 35 ülke 115 şehir gezip görmüş, fotoğraflamıştır. Evli ve iki kız babası aynı zamanda bir erkek torun sahibidir. Seyahatlerini eşiyle birlikte yapmaktan keyif almakta.

4 YORUM

  1. Gerçekten müthiş bilgilere sahip oldum teşekkürler bu sayenizde kaleminize emeğinize sağlık 🙏♥️👌🙋

  2. Evet müzik ruhun gıdasıdır derler ya gerçekten dogrudur hele hele Latin müziği ve dansı da olunca gerçekten çok aydınlatıcı bilgiler verdin ve tabiki kazandırdın bilgi dagarcigima sevgili Yako bu güzel gezinti danslar ikramlar için teşekkürler kalemine vede emeğine sağlık sevgiler

  3. Hangi çeşit müzik olursa olsun insan ruhuna çok iyi geldiği huzur verdiği bir gerçek. Antik çağlardan beri müzik hep var olmuştur. Benim hayatımda müzik daima önemli bir yeri kapsar. Ders çalışırken klasik müzik dinlemek dersleri daha kolay anlamamı rahatlamamı sağlıyordu. Böyle güzel bir konuyu işlediğin için tebrik ederim. Çok güzel bir çalışma oldu. Kalemine sağlık. Müzikli güzel günler dilerim.

Comments are closed.