Ana Sayfa Amerika TILSIMLI BREZİLYA SAİME ÖZMEKİK

TILSIMLI BREZİLYA SAİME ÖZMEKİK

246
3
Paylaş

TILSIMLI BREZİLYA

SAİME ÖZMEKİK

 

Güney Amerika seyahatimin ilk durağı olan Brezilya’ ya giderken Latin Amerika’nın bu en büyük ülkesinin doğasını, kültürünü ve insanlarını gözlemlemek, incelemek ve keşfetmek için sabırsızlanıyordum. Duygusal dünyaları, ruh yapıları, inançları, yaşam felsefeleri ve farklılıkları yolculuğum boyunca beni düşündürdü. Çeşitli ırkların ve kültürlerin toplanarak kendilerine ait bir kültür yarattığı bu ülke insanlarının spritüalizme olan ilgisi, ruh zenginlikleri ve bununla ilgili yakın çevremden duyduklarım da ilgimi arttırıyordu.

Ulkenin yarısını kaplayan rengarenk ormanları, akarsuları ve onların yarattığı dev şelaleleri, değişik ve geometrik biçimlerde devasa dağları, karakteristik hayvan ve bitki çeşitliliği ve bunların tümünün yarattığı enerjiyi hissetmek ilham verici olacakti. Dünyada birinciliği elinde tutan dansları, sporları ve karnavalı ile bütün bunların kültürlerine yansımalarını izlemek, belgelemek ve bunları deneyerek, bu enerji cümbüşünden nasibimi almak en büyük hedefim ve arzumdu. Acikca soylemek gerekirse, bu heyecandan kaynakli zaman zaman kalbimin atışıni sakinlestirmek icin nefes ekzersizleri yapıp kendimi rahatlatmaya çalıştım.

BREZİLYA’NIN KURULUŞU

1500’lü yıllarda bir gemici Güney Amerika’ya ayak basmış ve Portekiz krallığı adına bu ülkeyi ele geçirdiğini ilan etmiş. Burasi bir dönem İspanyolların da sömürgesi olmuş tekrar Portekizlilerin eline geçmiş. Brezilyalıların ayaklanması sonucu 1822 yıllarında bağımsızlığını ilan eden Brezilya bir dönem krallığın ardından 1889’da kansız bir darbe ile cumhuriyet idaresini kurmuş. 1914 yılında ise tüm ülkeler tarafından tanınmış. Sık sık anayasa değişiklikleri yapan ve halkının isyan yürüyüşlerine şahit olduğumuz 22 eyaletten olusan ve baskanlik sistemiyle yonetilen bu ülkenin yönetim sisteminde sorunlar olduğunu söyleyebiliriz.

Beyaz ırkın çoğunlukta olduğu kuruluş yıllarından sonra Sao Paulo şehrinde bulunan altın madeninde ve şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere

Afrika’dan büyük miktarlarda köle getirilmesi sonucu halkın çoğunluğunu zenciler oluşturmuş. Bağımsızlığın ilanından sonra bu köle ve köylülere özgürlük

tanınmış. Afrikalıların ve diğer ırkların birbirleriyle evlenmeleri sonucu ülkede melez zenginliği oluşmuş.

İNANÇLAR

Brezilya’da hristiyanlık dini kabul edilmiş ve çoğunluk ise roma katoliği olarak yaşıyor. Protestanlık ise ikinci sırada geliyor. Bu topraklarda yaşayan insanlarda inanç yolculuğu denilen bir ritüel var. Buna göre binlerce hristiyan her yıl Brezilya’nın güneyinde olan Aparecida kilisesine gidip burada bulunan Meryem ana kilisesini ziyaret ediyor. Dini bayram zamanı yapılan bu etkinlikte yüz bine yakın insan bisikletleriyle veya yaya olarak yola çıkıyor ve bazıları için bir ay bile sürebilen bir yolculuğa donusuyor. Bunun biraz yorucu olsada tanrının onları beklediğini düşünüyorlar ve ona doğru yürüdüklerini hissediyorlar. Hedefine ulaşan insanlar ise tanrı tarafından affedilmiş ve günahlarından arınmış bir şekilde evlerine döneceklerine inanıyorlar. Bazı kişiler ise tanrının kendisine verdiği nimetlere şükretmek amacıyla da yola çıkiyorlar. Bu kişiler isimlerini yazdıkları yüzlerce hatta binlerce kişi için ve her dinde var olan hümanizmin amacına uygun olarak tüm insanlık için de dua ediyorlar. Aparecide şehri ve kilisesi de kutsal kabul ediliyor ve bu büyük ayinde dua ve ibadetlerinin kabul olduğuna inanıyorlar. Din psikologlarının spiritüalizmi ifade ettikleri gibi tamamen maneviyata yönelerek bencillikten tamamen uzak bir şekilde ibadetlerini ve dualarını yapmayi hedefliyorlar. Hatta bu etkinliğin her dinden insanın yaşaması gereken bir deneyim olduğunu söylüyorlar.

Brezilyalı futbolcular arasında yaygin olan Pentekostal tarikatında ise protestan mezhebine inananlar kendi vücutlarına İsa’nın girdiğine inanıyorlar. Brezilya milli takımındaki futbolcuların birçoğunun bu tarikata üye oldukları ve “I Love Jesus” yazılı tişortlar giydikleri söyleniyor.

Bu ülkede şifacılara ve medyumlara da inananlar çok fazla. Trans medyum, yaratıcının izni ile yüksek varlıkların kişilere şifa dağıtabilmesi için, bir kişiyi kanal gibi kullanabilmesine deniyor. Bu konuda en tanınan büyük şifacı ve trans medyum olan John of God ise Brezilya’da bir kristal madeninin üzerinde oturuyor. Bu medyum 1942’de doğmuş ve yeteneklerini onaltı yaşında fark etmiş. O zamandan beri evine gelen herkese ücretsiz şifa

dağıtmakta olduğu ve felç, aids, kanser hastalıklarını da iyileştirebildiği herkes tarafından kabul ediliyor. Başkanlar ve büyük işadamlarını da iyileştiren John of God isteyen herkese ruhsal yardım verdiğini ve bu konuda herşeyi verenin kendisi değil tanri olduğunu söylüyor ve kendini bir aracı olarak kabul ediyor. Bu medyumun otuzdan fazla ölmüş doktor ve azizin ruhlarına kanallık ettigi ve sık sık dünyanın heryerinden gazeteciler, doktorlar hatta Türk işadamları tarafından da ziyaret edildigi soylenmektedir. Zaten seyahat grubumuzda olan bir işadamının çok yakın arkadaşı da Brezilya’da bu buyuk sifaci gibi şifacılara gidip onların mucizelerinden yararlanmış.

 

RIO DE JENERIO ŞEHRİ- COPPA CABANA PLAJI

Rio De Jenerio şehrinin güney bölgesinde, 4 kilometre uzunluğunda dünyanın en tanınmış plajlarından biri olan Coppa Cabana, 2016 yılında yaz olimpiyatlarının yapıldığı dört olimpik bölgeden birisidir. Otel, restoran, barların bulunduğu bu bölgede kumlarda plaj futbolu da oynanmakta olup, olimpiyatlarda futbolseverler plajda uyku tulumları veya battaniyeleriyle yatabilmektedir. Burada uyumanın güzel bir macera olduğunu söyleyen halka ceza uygulanmiyor. Ben burada sık sık büyük bir keyifle plaj futbolu seyrettim, olimpiyatlarda kumlarda yatmanın, devasa dalgaların sesiyle uyumanın, battaniye altında futbol muhabbeti yapmanın tadını hayal ettim.

Coppa Cabana daha çok alt ve orta gelir düzeyi halkın itibar ettiği bir plaj olduğundan çok kalabalık ve hareketli. Birbirinden renkli ve çeşitli desenlerde yerlere serilen pareolar plajda adeta bir sanat eseri olusturuyor gibi.

Açıkhava müzisyenleriyle unutulmaz bir anı yaşadık. Bunlardan biri yanımıza gelip Perulu olduğunu ve bir yıl önce Istanbul’da Taksim-İstiklal caddesinde Kızılderili kıyafetiyle müzik yaptığını ve bizi tanıdığını söyledi. Her yerde müzisyenlere ilgi göstermemin güzel bir ödülünü almıştım. Müziği ve müzisyenleri çok sevdiğim için mutlaka yanlarına gider kısaca eşlik eder ya da kısa danslarla onları takdir ettiğimi ve sevgimi gösteririm. Bu anım da Copa Cabbana’da ve yurt dışında yaşadığım en hoş tesadüf hatıralarindan biridir.

Ipanema plajı gelir düzeyi daha iyi olan daha lüks mekanların bulunduğu bir yer. Bunlar genel anlamda güneşlenmek ve halkın küçük bikinileri, upuzun boyları ve

estetik vücutlarıyla gece bile gösteriş yürüyüşu yaptıkları bir plaj. Deniz çok sert dalgalarla köpürerek kıyıya vurduğu için içine girmek hayati tehlike taşıyor. Bizim grubumuzdan denizsever bir arkadaşımız maalesef dayanamayıp girdiği için boynunu zedeledi ve tüm gün hastanede gözetim altında tutuldu.

KURTARICI İSA HEYKELİ

Heykelin adı, “Kurtarıcı İsa” manasına gelen Portekizce “Cristo Retendor”. 1922 yılında Brezilya’nın kuruluşunun 100. yıl şerefine Fransız heykeltıraş Paul Landowski tarafından yapımına başlanmış ve 1931 yılında halka gosterime açılmış. 710 metre yükseklikteki Corcovado dağının üzerindeki ulusal park Tijuka ormanının içinde yer alan heykel 38 metre yüksekliğinde. Rio de Jenerio sehrinin simgesi olan bu heykel 7 Temmuz 2007 tarihinde dünyanın yeni yedi harikasından biri olarak seçilmiş ve ona merdivenle, asansörle ya da yürüyen merdivenle ulaşmak mumkun.

Birçok alternatif içinden özellikle kolları yanlara doğru açılmış, dimdik duran, oraya kendisini ziyarete gelen herkesi kollarıyla kucaklamaya hazır bu tasarim seçilmiş. Corcovado’ya trenle gelirken heykelin görünmesiyle birlikte gittikçe daha çok büyüleyen bir manzara yanında hepimizde hep birlikte kucaklanmanın hayali vardı sanki. Hepimizde neşe, heyecan ve sabirsizlik göze çarpıyordu. Uyandırdığı ilgi inanılmazdı. Kalabalık grupların içinde bir çırpıda bu yolu nasıl katedebildiğimize inanamıyorduk. Ben mucize etkiler yaratan eserler meydana getiren yaratıcı sanatçıların, normal insanlardan daha çok yaradana yakın olduklarına olan inancımı bir kez daha tekrarladım.

BREZİLYA İNSANININ KÜLTÜRÜ

Brezilyada benim gözlemlediğim, ilgimi çeken özelliklerinden biri yardımseverlikte fedakarlıktan kaçınmamaları. Yerel halkın yaşadığı bölgelerde, toplu taşıma araçlarında soru sorulduğu veya yardım istendiğinde halk isini gucunu birakarak sizi memnun etmeye çalışıyor. Hatta karşılık beklemeden ülkesini gezdirmek ve tanıtmak istiyor. Çok neşeliler, sanatseverler, dansçılar, dizi filmleri çok seviyorlar ve Türk dizilerini takip ediyorlar. Renkli, dekolte ve şık giyimi seviyorlar. Plajlari denize girmenin yani sira futbol, spor alanı, alışveriş merkezi, dans yeri, gezinti ve festival alanı olarak da kullanıyorlar. Dans ise toplumun yaşam tarzının bir parçası. Binlerce dans okulu var.

IGUAZU ŞELLALELERİ

Rio De Jeneiro’dan Iguasu şehrine uçakla geldiğimiz bu yer, Brezilya-Arjantin sınırındaki 275 ayrı şelaleden oluşan Iguazu şelalesi bolgesi. Bu kadar çok sayıda şelalenin bir araya gelerek akması çok değişik bir atmosfer oluşturuyor. Amazon nehrinden sonra Amerika’nın ikinci büyük nehri olan Iguazu nehri Unesco dünya mirası listesinde. Çok yakına kurulan seyir terasları ile şelalenin sularıyla ıslanmak mümkün. Niagara gibi büyük bir kütle ile akan şelale ile farklı kollardan yoğun bir şekilde akan şelalenin görünümünden daha değişik. Her zaman bir şelalenin altına girmeyi merak ederdim. Niagara şelalesinin çok yakınına gemi ile gitmek mümkündü. Ama büyük bir şelalenin altına girmek adrenalini zirveye çıkaran unutulmaz bir deneyim olurdu diye düşünürken hayalim gerçek oldu.

Bir zodyakla ve yağmurluklarımızı giyerek şelaleye yaklaşırken hala altına gireceğimize inanamıyordum. Böyle coşkulu bir keyfi daha önce hiç yaşamamıştım. Hepimiz ayağa kalkıp hep bir ağızdan mutluluk çığlıkları atmaya başladık. Tepemizden dökülen suların serinliği bizi hiç ilgilendirmedi. 4-5 kere şelalenin altına girip o hazzı yaşamak herkesin unutamayacağı bir andı. Sonradan üzerimizdekileri değiştirmek zorunda kalmak işin tuzu biberiydi. Bu görsel şölene heyecan, adrenalin ve doğanın ruhu da eklenince müthiş coşku duygularımız uzun saatler dinmedi.

Brezilya, Arjantin ve Paraguay birbirinden nehrin kolları ile ayrılıyor. İguasu şehrinden yola çıkarak otobüsle gittiğimiz Paraguay çok enteresan bir ülkeydi. Her tarafta AVM’ler ve ucuzluğuyla meşhur mağazalar vardı. Burada Mate çayı çok ünlü ve çok ucuz. Zayıflatma ve sinirleri rahatlatma özelliği var. Tadı da cok hoş. Dışarda satılan işporta malları da gayet kaliteli. Otobüsleri çok dolu ve camları yazılarla dolu. Halkı çok neşeli. Birden boşalan tropikal yağmur ise hepimize eglence kaynağı oldu.

Sonuc olarak, Brezilya inanclari, doğa mucizeleri ve kendine özel insanları ile adeta tilsimli bir yer.

Seyahat yazıları yazmaya ve fotoğraf çekmeye başladığımdan beri, daha bilinçli, inceleyici ve keşif ağırlıklı seyahat ediyorum. Bu deneyimlerimi sizinle de paylasmaktan çok mutluyum.

Hepinize bol seyahatli günler temenni ederim.

 

SAİME ÖZMEKİK

Uluslararası İşletme dalında yüksek lisans ve doktora programı eğitimini yaparken görev yaptığım Trakya, İstanbul ve Marmara üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak çalıştım.

Tatil günleri, vize. final sınav ve sömestre dönemlerinde eşimle dünyayı gezmeye başladık.

Avrupayla başladığımız gezi planlarımıza Uzakdoğu. Kuzey ve Güney Amerika, Asya, Afrika, Antartika, Avustralya, Japonya, Kuzey Kore gibi ülkelerle devam ettik.Her gezginin cesaret te edemediği Ekvator. Galapagos adaları gibi ülkeleri de bitirdik. Ülkelerin kültürlerini, inançlarını, yaşamını merak etmenin önüne geçilemeyen sonucu olarak, seyahate ölene kadar devam etmeyi hedefliyoruz. Türkiye Gezginler Kulübü ve Sınır Tanımayan Gezginler üyesiyiz. Vizyonumuzun genişlediğini her seyahatte hissedip bundan mutlu oluyoruz.

 Gezdiğim yerleri yazmak, anılarımı yazarak ölümsüzleştirmek ve fotoğraf çekmek, gezerek yaşam tarzımın önemli bir parçası. Önemli bir derginin devamlı seyahat yazarlığını yapmanın dışında büyük yazılı medya kurumlarında tam sayfa gezi yazılarım ve fotoğraflarım yayınlandı ve devam etmekte. Anadolu Ajansı gibi büyük ajanslarda röportajlarım, radyolarda gezi anılarım yayınlandı. Sunumlarım ve seminerlerim de devam etmekte olup, Türkiye Gezginler Kulübü Tiyatro Topluluğunun kurucu koordinatörü olarak, bu derneğin kurucusu değerli profesör Dr.merhum Orhan Kuralın hayatını konu alan “Don Kişot Orhan Kişot” tiyatro oyununu sahneye koydum ve gezginlerle BKM’de oynadık.

Gezmeyi sadece sevmiyoruz, o bizim yaşam iksirimiz, hayat tarzımız, olmazsa olmazımız. Sağlığımız izin verdikçe, ömrümüz oldukça seyahat edicez. Öğrencilerime ve her yaştaki insanlara tek tavsiyem gezerek, seyahat ederek yaşamaları…..

Sevgiyle, Yaşam sevinciyle, dünyayı gezerek yaşayın, hayatın tadına varın, Esen kalın.

3 YORUM

  1. Saime Hanım, öncelikle bloğumuza hoş geldiniz…
    Elinize kaleminize gönlünüze sağlık…Daha önce Güney Amerika’ya gitmiştim. Fakat ,sizin sıcacık anlatımınız İle , Coppa Cabana, İsa heykeli , İguazı şelalesi ve adrenalin dolu o günü sayenizde tekrar yaşadım.çok teşekkürler
    Sevgiyle ve geze kalın

  2. Merhabalar Saime hanım bu güzel yazınızla gurubumuz daha da şenlendi bilgilendi kaleminize yüreğinize sağlık daha güzel yazılar yazmanız dileğiyle sevgiler🙏❤️💐

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here