Ana Sayfa Amerika KÜBA GEZİSİ

KÜBA GEZİSİ

4176
18
Paylaş

KÜBA GEZİSİ

 Yıllar sonra ilk defa, seyahat grubumuz BTS ile değilde,başka arkadaşlar ile Küba seyahatine çıkmaya karar vermiştik. Çünkü BTS grubu, zaman ve bütçe olarak böyle bir turu yapmaya hazır değildi.O tarihlerde Kübanın efsanevi lideri Fidel Castro henüz yaşıyordu. Çok hasta olduğu biliniyor du. O ölmeden Küba yı görmek istiyorduk. Farklı bir coğrafya ya farklı arkadaşlarla gitmek biraz heyecanlandırıyor, bir o kadar da endişelendiriyordu bizi. Kafamızda bir çok soru işareti ile hava alanına geldiğimizde, Portekiz seyahatimizde bize eşlik eden rehberimiz Nebil Özyiğit in bu gezimizde bize rehberlik edeceğini öğrenince biraz rahatlamış ve mutlu olmuştuk. Bizi gördüğüne o da mutlu olmuştu, çünkü yanımıza gelip kulağımıza dedi ki “Sizi gördüğüme çok sevindim.Küba da İspanyolca konuşuluyor ve ben İspanyolca bilmiyorum”. Anlaşılan o ki rehber bize değil biz rehbere yardımcı olacaktık. Ancak daha önceki seyahatimizde bize yaptığı rehberlik ve profesyonelce yaklaşımı bu gezinin de güzel geçeceğinin sinyallerini veriyordu. Küba ya Madrid aktarmalı uçacaktık. Geceyi Madrid te geçirdikten sonra yaklaşık 10 saatlik bir uçuş sonrası Küba nın başşehri Havanaya indik. Komünist rejim ile yönetilen Küba, aynı zamanda dışarı ile fazla ticari ilişkisi olmadığından fakir bir ülke. Daha havaalanına indiğimizde fakirlik ve geri kalmışlığı görüyorsunuz.

 

Havanaya varıdığımızda rehberimiz ülke hakkında bilgi bombardımanına başladı.

Nüfusu 11 milyon, nüfusun %98 Küba doğumlu, Havananın nüfusu 3.milyon, hukuk doktoru olan efsanevi lider Castro, 1959 yılından beri ülkeyi komünist rejim ile yönetiyordu. Ülkenin geçim kaynağı Turizm. Ancak bunun yanında halkın %98 i üniversite mezunu. Küba eskiden dünyanın en büyük şeker kamışı üreticilerinden biriymiş. Amerikanın teknolojisine ayak uyduramadığı için gerilemiş. 2000 yılında fakirlikten 400.000 kadın fahişeliğe başlamış Castro ülkemin bu şekilde anılmasını istemiyorum deyip, bütün fahişelere iş bulmuş hepsini meslek sahibi yapmış ve fahişeliğe son vermiş. Evler,binalar hepsi eski ve bakımsız. Arabalar 55-56 model Chevrolet, Playmuth, Buick marka. Adeta bir antika araba müzesi gibi ülkenin sokakları. Bir ara yolda 1970 lerde sahip olduğumuz 1948 model Voxol marka arabayı görünce heycanlanıp o yılları hatırladık. Kübayı Kolomb keşfetmiş. Ülke ve halk fakir ancak “Mutlu” Nüfusun çoğu çukulata tenli. Ülkede bisiklet ve motorsiklet çok kullanıyor. Özellikle Coco denilen üç tekerlekli mobiletler etrafta vızır vızır.

 

Havaalanından otelimize gelene kadar yolda bu bilgileri aktardı rehberimiz. Nihayet kalacağımız otel National e geldik. Etrafta gördüğümüz fakirlik ve yokluğun yanında çok şık bir otel. Dünya standartlarında 5 yıldız bir otel.

Odalarımıza yerleştikten sonra, sahilde ilk akşam biraz dolaşıp bir şeyler atıştırıp sonra da etrafı biraz gözlemliyelim dedik. Sahilde gençler toplanmış müzik eşliğinde çılgınca eğleniyorlar. Bir baktık ki  sahilde  Tahta kabinler var tuvaleti gelen herkes kabinin kapısını açıyor ve tuvaletini  yapıyor.

Ben Şoklar dayım !!! Gözlerime inanamadım her taraf idrar kokuyor ama onları hiç rahatsız etmiyor. Hayatımda ilk defa sokak ortasında açık tuvalet gördüm. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görmedim. Ertesi sabah erkenden su arazözleri gelip bütün Sahili Yıkadılar. 10 saatlik uçuş ve yol yorgunluğundan dolayı fazla oyalanmadan odalarımıza çekildik.

Ertesi gün dinlenmiş şekilde uyanıp otelin harika açık büfe kahvaltısını yedikten sonra Miramar bölgesine gittik. Tek katlı villalar Türk büyükelçiliği ve diğer elçilikler hepsi bu bölgede .

Hava sıcaklığı Havana da sürekli 23-30 derece arası değişiyor.Gezmek için özellikle turistler için hava çok ideal. Yılda 500.000 turist geliyor. Özellikle Varadero çok turistik bir bölge.

Küba’da en maaşlar  60.-$  civarında. Kiraları yok herkes ev sahibi. En büyük gelirleri Tütün ve Kahve 1962 Yılında gıda almak için Karne dağıtılmış hala ülkede karne ile gıda dağıtılıyor sanki savaş yılları.Sonra Devrim meydanı na gittik .Küba’nın en önemli yeri bu meydan. Devrim Zamanı 1 milyon kişi bu meydan da toplanmış. Bakanlık Binaları  bu bölgede. Burada Kübanın ulusal kahramanı  Jose Marti Perez heykelini gördük. 1853-1895 yılları arasında yaşamış, İspanya dan Kübanın bağımsızlığını almak için Küba Devrimci Partisini kurmuş ve bu uğurda İspanyol’larla savaşırken hayatını yitirmiş. Aynı zamanda şair ve yazar olan Jose Kübalılar için Che Guevara gibi milli bir kahraman.

Daha sonra Havana Üniversitesini ve Morro Kalesini görmeye gittik. Yol üstünde gördüğümüz Palmiye ağaçlarının gövdeleri sanki cilalanmış gibi parlaktı. Havana da karşılaştığımız Atatürk büstü bizleri çok heyecanlandırmıştı. Küba da  Atatürk’ü örnek alıp, fikirlerine, askeri dehasına, diplomatik duruşuna çok değer veriyorlar.

Tüm seyahatlerimizde olduğu gibi, burada da mensubu olduğumuz Yahudi dindaşlarımız hakkında bilgi almak istedik ve araştırma ya başladık. Sinagogu bulduk içeri girdik. Çok cici bir yer çok duygulandım.

Buradaki Yahudi azınlık çok kaygılı . Çünkü büyük  bir asimilasyon ile karşı karşıya bulunuyorlar. Havana’da . 1.200  Yahudi yaşıyormuş. Sinagogdaki Haham ile konuşuken dedi ’ki; sanki  yalnız bizim Allah’ımız var. Halk Katolik ama yalnız Castro’ya tapıyorlar. Onların tek Allah’ı var oda Castro bu açıklama bana çok enteresan gelmişti.

Keyifli ve güzel geçen bir günün ardından, ertesi sabah yeni bir tura çıkıyoruz.

Bir taraftan yağmur çiselerken sahildeki dalgalar insan boyu. Şansımız yaver giderse havanın açması bekleniyormuş. İstikamet Tütün ve Puro fabrikası.

Yolda yine ilginç ve güzel bilgiler alıyoruz rehberimizden. Küba da  hastane, ilaç hepsi bedava yaşayanların hayatı devlet tarafından garanti altında .

Çocuklar 5 yaşında okula başlıyorlar. Okula gitmeyene hapis cezası var. 6 yıl ilkokul 3 yıl lise okuyorlar lise bitince soruyorlar askere gitmek istiyor musun?  yoksa üniversiteye devam mı etmek istiyorsun. Küba’da herkes 1 yıl askerlik yapıyor. Üniversite okumazsa 2 yıl daha askerlik yapıyorlar. Küba spor da dünyada çok başarılı. Her tarafta spor yapan insanlar var. Özellikle Atletizim, Voleybol, Boks, dallarında Dünya şampiyonalarında ve Olimpiyatlarda dereceler almaktadırlar. Her sabah sahilde koşan ve spor amaçlı yürüyüş yapan insanlar gördük.

Ülkenin her tarafta Hindistan cevizi (coco) ağaçları var. Yol da verilen mola da şeker kamışından üretilen Guelpala içtik. Alkol ile pek aram olmasada, farklı3coğrafyalarda farklı lezzetler tatmayı seven bir kişi olarak yeni bir deneyim yaşamanın keyfini çıkardım.

1,5 saat süren bir otobüs yolculuğundan sonra tütün ve Puro fabrikasına geldik. Puronun üretilmesi hakkında bilgiler alırken, yapılışını izledik.  Puro 15.yy da İspanyolların buradaki yerlilerden öğrendiği bir şey.

Yerliler ortada bir ateşte tütün bitkilerini yakıp dumanı içlerine çekiyorlarmış. Sonra zamanla tütün yapraklarına sarıp içmeye başlamışlar, sonrada gelişe gelişe puroya yapmışlar. En meşhur puro markası COHIBA yı genellikle meraklılar konyak ile içiyor.Bazı purolar da şarab ile içiliyor. Davıdoff marka puro Dominik cumhuriyetinde üretiliyormuş. Üretilen Purolar, Puro kutusunda saklanıyor ve bu kutular abanoz ağacından yapılıyormuş, puroları nemli tutuyormuş. Bu Puro  kutusuna da Humıdor deniyormuş.

Gencinden yaşlısına her Yerde Puro içen insanlar ile karşılaşmak mümkün. Bütün ülke puro kokuyor.

Daha sonra Pinar del rio şehrine gittik 400.000 nüfusu var .  Atlarla çekilen   Belediye otobüsü gördük gözlerime inanmadım sanki zaman 100 yıl geriye gitti. Herkes kendi evini boyuyor. Hiçbir evde parke halı fayans görmedim her taraf tahta. Bu ülkede hiç kimseden vergi alınmıyor ,sadece özel çiftçilerden.Pinar del rio da çok güzel bir mağaraya gittik içinde sallarla dolaştık.

Daha sonra güzel bir yerde öğlen yemeği yedik ve yemekte daha önce tadını çok beğendiğim Hindistancevizi suyu olan  COCO içtim.

Küba seyahatimizin 3. Günü otobüsle bir başka sayfiye kenti olan Varadero ’ya hareket ettik.

Müthiş bir otel Melia Las Amerıcas a yerleştik. İki Katlı Bir SUİT odada kaldık. İkinci  katta yatak odası, aşağıda salon mutfak, harika bir balkon odalar deniz kenarında , bahçede palmiyeler içinde yataklı verandalar. Deniz biraz dalgalı İstanbuldaki Kilyos yada Şile sahili  gibi. Biraz güneşlenip havuza ve denize girdik. Sonra Varadero  çarşısına gittik. İnsanlar belki fakir ama mutlu. Çarşıda ve Pazarda  herkes Şarkı söyleyip dans ediyor. İnsanların mutluluğu grubumuza da  yansıdı dinlenmek için oturduğumuz cafelerde bizlerde, onlarla şarkı söyleyip dans ettik. Yaşasın Müzik yaşasın tatil.

Ertesi gün pırpır diye tabir edilen küçük bir uçak ile CAYO LARGO diye bir adaya gittik. Hayatımda ilk defa böyle küçük bir uçağa biniyordum. Korkmadım desem yalan olur. Hatta Eşim bir Kağıt Kalem alıp Bir şeyler Karalamaya başladı. Rehberimiz ne yazıyorsun abi binsene uçağa diye selendi. Eşim dedi ki bir dakika vasiyetimi yazıyorum. Tabi bütün gurup kahkahalar ile gülmeye başladı. İşte Böyle bir uçağa biniyorduk. 30 dakikalık motor sesinden birbirimizin konuşmalarını duyamadığımız gürültülü bir yolculuktan sonra CAYO LARGO ya indik. Bizleri bekleyen Katamaranlarla İguana adasına gittik. Adaya isimlerini veren İguanalara yem verdik. Hayatımda ilk kez bu kadar yakındım bu hayvanlara. Sonra tekrar  katamarana  binip denizin ortasında bir yere geldik. Bizlere palet ve şnorkel verdiler, deniz altını seyrettik. Muhteşem rengarenk değişik balıklar sanki mercan adasındaydık.

Sonra teknede kaptanın hazırladığı deniz mahsüllerini yedik. İstakoz a  bayılırım zaten, hayatımdaki en lezzetli Istakozu burada yedim diyebilirim. Hem de 10.-$ a. Bu Seyahatimde  jumbo karides , ıstakozdan ve tropik meyvalardan başka bir şey yemedim diyebilirim.

Sonra bir sahile gittik bembeyaz  bir kum masmavi ve dalgasız bir deniz cennette miyim rüyadamıyım neyim. Bütün gün denizden çıkmadım denizin içine şezlongu koydum bir taraftan ayaklarım suda bir taraftan coco içiyorum, bir taraftan deniz mahsülleri yiyorum ne zevk. Adada bir  çok kişi çırılçıplak güneşleniyor çıplaklar adası gibi tabi bizim gurup hariç. Bir daha buraya gelmek kısmet olur mu? Bilmiyorum ama, buranın tadını çıkarmam gerekiyordu sanırım çıkardımda. Reklamlarda bir fotoğrafgörürüz. Yan yatmış palmiyeler,Turkuaz bir deniz, bembeyaz kumlar ve  uçsuz bucaksız bir sahil. Herhalde bu fotoğraf burada çekilmiştir diye içimden geçirdim. Kısacası burası adeta bir Cennet ada.

Dönüşte uçak arıza yaptı 2 saat havaalanında yeni uçağın gelmesini bekledik. Herkes acıktı. Tur rehberi hepimize sandviç ısmarladı. Havaalanında da sadece 30 sandviç vardı hepsini bitirdik. Yeni Uçak hiç gelmeseydi ne yerdik ne içerdik bilmiyorum. Çünkü Bu ada da hiç kimse yaşamıyor sadece gün içinde Turistik turlar yapılıyor. Böyle adaların bu riski var adada mahzur da kalabilirsin.

Ertesi gün bütün gün otelin sahilinde güneşlenip denize girdik. Kasım ayında Sıcak havanın ve denizin tadını çıkardık.

Akşamına uçağa binip Madrid’e döndük. Bu ilginç ve sevimli ada ülkesi Küba yı bütün anılarımızla geride bıraktık.

10 saat Havana-Madrid uçuşundan sonra Madrid’ te otelde dinleneceğimize beraberimizdeki diğer çift ile bir çılgınlık daha  yapıp Toledoya gitmeye karar verdik uçakta. Gezgin ruhumuzu frenliyemiyorduk. Valizleri otele bıraktığımız gibi o yorgunluğumuza ve jet lag a rağmen yaklaşı 1 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Toledoya gittik. İyiki de  gitmişiz. Hızlandırılmış Panoramik bir tur yaptık. Toledo çarşısı, Sefarad müzesi, büyük Katedral derken Toledo turunu 4 saate bitirdik. Sefarad müzesinde çok duygulandık  Toledo’da 100 kadar Yahudi  kalmış  ve Sinagogları yokmuş. Sinagog müze olmuş. Diğeride  kilise olmuş. Sokaklar daracık, eski evler muhteşem, adeta 1940 ların Kuledibi mahallesi gibi. Toledo yu çok beğendim ve etkilendim.

Sokak arasındaki bakkallardan Marzipan  (BADEM EZMESİ) aldık . Madrid’ teki otelimiz Fiesta Colon a döndüğümüzde yeni bir yer görmenin keyifi ile yorgunluğumuzu unutmuştuk.

 

Paylaş
Önceki İçerikGEZERKEN LİSAN BİLMEK (Traji Komik bir yol macerası)
Sonraki İçerikDÜŞTÜK BİZ YOLLARA
1954 İstanbul doğumludur. Anadolu üniversitesi işletme mezunu, evli iki çocuk ve dört torun sahibidir. Okumak, yazmak, yardım ve sosyal sorumluluk projelerinde rol almak, seyahat etmek, müzik dinlemek, opera, tiyatro, güzel sanatlar ve doğa hobileri arasındadır. Tek hayali şu an hazırlıkları devam eden anılar kitabını bitirmek ve gençlere, onlardan önce yaşayan nesillerin nasıl ve neler yaşadığını anlatmak

18 YORUM

  1. Suzicim seyahatlerde habire not tutmanın neticesinde bu güzel yazın ile ortaya çıktı. Ne iyi yapıyorsun not tutup hatıralarını bizimle paylaşıyorsun. Yeni yazılarını merakla bekliyorum.

  2. Net kesin bilgiler, yaşanmış keyifli bir seyahat. Ne güzel, ben de okurken çok keyif aldım. Kalemine sağlık, gideceğim yerlerin listesini uzatıyorsun Suziciğim :)).
    Of çook fırın ekmek yememiz gerek çoook 😘😍

  3. Canım Eşim Suzi
    Küba gerçekten anılardan silinmeyecek gezilerden biri idi
    bu güzel yazınla Küba yı bana tekrar yaşattın
    çok teşekkürler

  4. Suzi abla yine kaleminle harikalar yarattın. O yerleri senle gezmiş gibi oldum inşallah bir gün beraber oraları gezmek dileğiyle. Eline yüreğine sağlık.

  5. Çok renkli ve bilgi dolu bloğunuzu inceledim gerçekten harika. Uzun zamandır gözlemliyorum, Sizler ve bizim jenerasyonumuz bu tip bir sosyalleşme çalışması içerisine giren son jenerasyonlarız diyebilirim. Zira yeni jenerasyona bakıyorum da gelen nesil asosyal ve paylaşımdan çok uzak. Tamamen kendileri için yaşamayı adeta misyon edinmiş, çevreyi,, sosyal değerleri, bilgi aktarımını hiçe sayan ve gelecek nesillere aktarabilecekleri sadece selfilerdenn ve anlamsız fotoğraflardan oluşan veri kirliliğinden ibaret.
    Bu açıdan sizleri çok ama çok tebrik ediyorum ve emeği geçenlere teker teker saygı duyuyorum. İyiki varsınız. 😄

  6. Çok güzel anlatmışsın detaylar ve resimleri çok güzel kaleme alımışsın. Bloğunuz da harika zevkle takip edeceğim çok faydalı bilgiler. Hayranım zaten bu grubun güzel ve yaratıcı sosyal çalışmalarına. Emeğinize ve yüreğinize sağlık.

  7. Suzicim ne guzel yazmissin cok merak ettigim biryerdi ve guzel bilgiler yazdin. Yeni yazilarini bekleyecegim yazdiklarinizi okumayi cok seviyorum.

  8. O kadar güzel anlatıp tanıtıyorsunuz ki gezdiğiniz ülkeleri insanı gidip göresi geliyor doğrusu kaleminize sağlık tebrikler

  9. Süper bir yazı harika bir anlatım eline kalemine yüreğine sağlık canım benim.Gerçekten görmeyi çok arzuladığım bu ülkeyi sayende gitmiş görmüş gezmiş gibi oldum.Yoğunluğum dolayısıyla bloğunuza ancak yeni girebildim hepinizin yazıları çok güzel bu sayfanın müptelası olacağımı sanıyorum harikasınız bts üyelerini tebrik ediyorum sevgiler hepinize 👏💐

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here