Ana Sayfa Adım Adım Türkiye EDİRNE

EDİRNE

24
2
Paylaş

EDİRNE

Kültür gezilerini severseniz, sizlere hafta sonu kaçamağı yapabileceğiniz, İstanbul a birkaç saat mesafede ki yakın yerlerin tüyolarını vereyim. Bizans ve Osmanlı izlerini görebileceğiniz, tarihi ile, doğası ile, kültürü ile Marmara bölgesinin en önemli kayak merkezine sahip Uludağ’ı ile Bursa’yı tavsiye ederim. Kestanesi, İskender kebabı, İnegöl köftesi bu şehrin adeta markası olmuş. Farklı zamanlarda, sayacağım ilçeleri gezmeye giderseniz, her birinden ayrı keyif alacağınızdan hiç şüphem yok. Örneğin, Çinileri ile meşhur, Hristiyan lıkla ilgili önemli kararların alındığı ve 7. Konsilin toplandığı Ayasofya kilisesi ki 1331 de Orhan Gazi burayı camiye çevirmiş İznik’i, Avrupa nın en iyi belediyesi seçilen Nilüfer i, Mudanya, Gölyazı ve buralara bağlı şirin mi şirin köyleri Cumalıkızık ve Trilye yi sayabiliriz.

Yine Marmara bölgesinin diğer bir şehri Kocaeli’ne gidip Maşukiye de piknik alanında yanınızdan akan derenin şırıltısı ile ormandaki kuş cıvıltıları eşliğinde harika köy kahvaltınızı yaptıktan sonra mevsim uygunsa Kartepe ye çıkıp kayak yapabilir, kar mevsimi değilse buradaki otelde mis gibi dağ havasının oksijenini içinize çekerken, kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Bir başka uzaklardaki yakın şehrimiz, yazımın başlığına konu olan Trakya bölgesinin sınır şehri Edirne’yi gezebilirsiniz Bu saydığım yerlere günü birlik gidebileceğiniz gibi 1 gece 2 günlük güzel bir hafta sonu tatili, yabancıların tabiri ile harika bir weekend yapabilirsiniz. Madem asıl konumuz Edirne, o halde biraz daha detaylı, tarihi ile coğrafyası ile yapıları ile mutfağı ile bu tarihi şehrimizi anlatmaya çalışayım.

KISA TARİH TURU

Edirne’nin ilkçağlarda Orta Asya’dan göç edip buraya yerleşen Traklar tarafından kurulduğu bilinmektedir. Sonradan Büyük İskender buraları Makedonya İmparatorluğu’nun uçsuz bucaksız sınırları içine katmıştır. Daha sonra Romalılar’ın hakim olduğu bu topraklar 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla Doğu Bizans’ın olmuştur. Şehir, 1361 yılında I. Sultan Murat tarafından fetih edilerek, Osmanlı İmparatorluğu’nun taht (baş) şehri olmuş ve 1453 yılında İstanbul fethedilinceye kadar 92 yıl payitaht (başkent) olarak kalmıştır. Bu yıllar içinde de tarihinin en görkemli günlerini yaşamıştır. Edirne, Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli bir eğitim ve kültür merkeziydi. Aynı zamanda üniversite şehri olarak tanınmaktaydı. 1745 ve 1751 yıllarında çıkan iki büyük yangın Edirne’ye ciddi zararlar vermiş, neredeyse yok olma durumuna gelmiş. Şehir, 1800 lü yılların başı ile 1920 li yıllar arasında zaman zaman Rusların, Bulgarların, Yunanlıların işgaline sahne olmuş. Bugün yurdumuzun karayoluyla Avrupa’ya açılan sınır kapılarına sahip Edirne şehri, 25 Kasım 1922 yılında düşman işgalinden kurtarılmıştır. Kısaca tarihçesine şöyle bir göz attıktan sonra, şimdi yavaş yavaş kültür turumuza çıkabiliriz.

        TURİSTİK OLARAK ZİYARET EDİLMESİ GEREKEN YERLER

Edirne, Anadolu’yu Avrupa’ya birleştiren bir konumda olması nedeniyle zengin bir kültüre de sahiptir. İl genelinde Osmanlı Türk kültürünü yansıtan 612 tarihi eser vardır. Bu eserlerden bir bölümü bunlar ( Selimiye Camii, Üç Şerefeli Cami, Kervansaray, Meriç Köprüsü, Eski Cami ) sağlamlığını korumakta olup halen kullanılmaktadır. Bunlara benzer bir bölüm tarihi yapı da restore edilmektedir. Ayrıca il genelinde 29 adet SİT alanı mevcuttur. II Bayezid külliyesi ve sağlık müzesi, Edirne sarayı (Kırkpınar Er meydanı Güreş alanı), Kale içi evleri ve Büyük Sinagog, Arasta çarşısı, ayrıca Hristiyan kültürüne ait İtalyan Katolik Kilisesi, Kıyıkta bulunan St.Georgi Bulgar kilisesi ve Kirişhanede bulunan St. Konstantin- Elena Bulgar Kilisesini sayabiliriz.

Şehrin neredeyse simgesi olan Selimiye cami, yapımına 1568 de Sultan II. Selimin emri ile Mimar Sinan a yaptırılmış, Cami 1575 yılında açılmış. Sinan ın 90 yaşında iken yaptığı ve ustalık eserim diye adlandırdığı bu eser Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından biridir. Caminin İmamı bize eser hakkında çok geniş bilgiler verirken bizlerde muhteşem yapıyı hayranlıkla izliyorduk. Buradan çıktığımızda çarşının içine doğru yol aldık. Tipik bir taşra şehir merkezi görünümünde olan çarşıda, esnaf bizleri güler yüzle karşılarken, İstanbul dan gelen Museviler olduğumuzu duyduklarında eski komşuluk yaptıkları Musevi dostlarını anlattılar. Sıra Edirne Büyük Sinagogunu ziyarete gelmişti. Yapımına 1909 yılında başlayan Sinagog Avrupa nın en büyük 3. Sinagogu olduğunu öğrendik. Zaman içinde bakımsızlıktan çökme durumuna gelen bu tarihi eseri cemaatimiz yönetimi, Vakıflar genel müdürlüğü ve Belediyenin katkıları ile birlikte yeniden eski görkemli haline getirdiler. Sinagog şu an yarı müze, yarı ibadet merkezi gibi. Restorasyondan sonra hatta bu mekanda bir de düğün yapıldığını ve zaman zaman dua için açıldığını öğrendik. Zamanında Osmanlı musikisinden etkilenerek, Yahudi Mistik müziği olan Maftirim bu Sinagog da icra edilmeye başlamış, daha sonra İstanbul a gelmiş. Sefarad kültürü için çok önemli bir şehirdi Edirne. Bu bilinçle günümüzde Aydemir Ay ve Dr. Yılmaz Seçim “Edirne Yahudi Yemekleri” kitabını, Türkçe, İngilizce ve Ladino dilinde basarak, Gastronomi Literatürüne çok önemli bir eser kazandırdılar.

 

Yemek demişken Edirne mutfağı denince akla gelen birkaç yemeği sayalım.  Ciğer sarma, Elbasan tava, Mutancana, Zirva, Osmanlı mutfağının bu şehre mirası olup, tatlıları ise Zerde, Cevizli oturtma ve Sefarad Yahudilerinin İspanyadan gelirken beraberinde getirdikleri Badem ezmesi (MASAPAN) diye sıralanabilir. Yine şehir ile özdeşleşen akla ilk gelen, incecik doğranmış ciğerlerin önce una bulayıp daha sonra kızgın yağda kızartılıp soğan piyazı eşliğinde sunulan Tava ciğeridir. Yemeğin ardından, Sarayiçi bölgesindeki tarihi Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı alanı gezdikten sonra, Meriç nehri kıyısındaki çay bahçesinde tavşankanı çayınızı yudumlarken günü birlik de olsa bu şehri ziyaret etmekle ne kadar isabetli bir şey yaptığınızı düşüneceksiniz.

Bir Tutkudur Seyahat…

Paylaş
Önceki İçerikMAVİ TUR
Sonraki İçerikBUZLAR ÜLKESİ İZLANDA
1957’de İstanbul’da doğdu. İlkokul yıllarında önce çevreyi tanıyarak gezgin olma yolunda adımlar atarken, ortaokul yıllarında ilk ciddi yurt dışı gezisini gerçekleştirmesiyle seyahat onda bir tutkuya dönüştü. Askerlik sonrası profesyonel hayatına başladığı tekstil sektörü ile beraber yurtdışı gezileri de artmaya başladı. Çıktığı bu gezileri ölümsüzleştirmek adına eline aldığı makinesiyle amatörce çektiği fotoğraflarla birçok sergiye katıldı ve ödüller kazandı. 2000’li yılların başında arkadaşlarının ve yakın çevresinin de teşviki ile Turizm Sektöründe uzun yıllar acentecilik yaptı. Bu yıllarda Türkiye Gezginler Kulübü ile tanıştı ve Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Emekli olduktan sonra farklı kurumlarda İdari Yönetici olarak görev aldı. 30 yılı aşkın zamandır “Sinagog İlahileri Korosu Şefliği” yapmakta ve korosuyla birçok kez yurtiçi ve yurtdışı konserlerine ayrıca bazı televizyon ve radyo programlarına katılmaktadır. 2005’ den bu yana gazete ve dergilerde “Gezi ve Yemek Kültürü Yazıları” yayımlanmaya devam etmektedir. 2020 yılı itibarı ile 34 ülke 105 şehir gezip görmüş, fotoğraflamıştır. Evli ve iki kız babası aynı zamanda bir erkek torun sahibidir. Seyahatlerini eşiyle birlikte yapmaktan keyif almakta.

2 YORUM

  1. Merhabalar evet bu sefer yolculuğunuz Edirne’de geçti şirin bir yer çok tarihi bir yer olmasıyla birlikte en çok hoşuma giden bana göre ciğerin lezzetiyfi ben 2 kere gitmiş bulundum Edirneye tabiki sizin anlatışınız kaleme dökmeniz daha da enteresan siz gezmeye görmeye anlatmaya devam edin biz sizi takip etmeye her žaman devam edelim .
    Yüreğinize emeğinize kaleminize sağlık sevgi ve saygılar Yako Taragano🙏🙏🙏

  2. Edirne, hem tarihsel hem de gastronomi açısından çok güzel bir yer. Edirne’yi ziyaret etme fırsatım olmuştu. Sinagog’u, Selimiye Camii, Meriç Köprüsü’nü görmek, ciğer tavasını badem ezmesini (masapan) tatmak keyifliydi. Yazını okuyunca tekrar Edirne’yi gezmiş gibi oldum. Çok hoş bir yazı olmuş. Tebrik ederim kalemine sağlık.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here