Ana Sayfa Adım Adım Türkiye ANKARA GEZİSİ

ANKARA GEZİSİ

37
2
Paylaş

          

 

ANKARA GEZİSİ

Başkent kültür yolu festivali kapsamında “İnançların dili” adlı gösteriye şefliğini yaptığım, Sinagog İlahileri korusu olarak davet almıştım. Küçük bir ekiple katılmamız istendiğinde ihtiyaca cevap verecek grubu oluşturdum. “Konser bahane gezmek şahane” sloganı ile konser süresince maksimum nasıl Ankara’yı gezebiliriz diye düşünmeye koyulup kafamda program oluşturmaya başladım. Bir taraftan konserin repertuarını hazırlıyor, diğer taraftan boş zamanlarımızı değerlendirecek gezi programını şekillendiriyordum.    İlk gün Ankara ya uçuş, otele yerleşme, konser ile ilgili ufak bir toplantı, öğlen yemeği derken kısa bir Kızılay, Ulus turu sonrası akşam için edindiğimiz bilgilere göre en uygun yerin Tunalı Hilmi semti civarındaki sokaklarda bulunan mekanlar olduğunu tespit ettik. Arjantin caddesi de olabilir dedi bazı arkadaşlar. Yürüyerek buraya geldik bilinen bir kahve markasının bahçesinde dinlenme kahvemizi yudumlarken buraların pek bize hitap etmediğini gördük. O halde birçoğunun Tunalı Hilmi sizin aradığınıza cevap verecektir ortak söylemi ile o tarafa yönlendik. Arada Foursquare canavarı kızım mesaj atarak akşam yemeği için mutlaka “Afitap’a “gidin diye yazdı. Tunus caddesi üzerindeki bu mekanı ararken önümüze meze rakı muhabbeti yapabileceğimiz onlarca restoran çıktı. İlk olarak Zeynep Ayvaz ile karşılaştık. Fiyatlar, mezeler, mekan hakkında bilgilenmek için girdiğimizde çok beğenmiş akşam saat 8 için rezervasyon yazdırdık. İstanbul’dan geldiğimizi en “Faça” masayı vermesini istedik. Konser için gelen sanatçılar olduğumuzu duyunca kırmayıp gerçekten en güzel istediğimiz masayı ayırdı. Aklımız kalmasın deyip aynı cadde ve sırada olan Afitap a da uğradık. Ancak çok dolu olduğunu içerde bir masa ayırabileceğini söyleyince ilk tercihimizden şaşmayıp zaten rezervasyonu yaptırdığımız Zeynep Ayvaz da karar kıldık. Günün yorgunluğunu atmak için otele dönüp duşumuzu aldıktan sonra biraz dinlenip, 7.30 da lobide buluşup yer ayırttığımız meyhaneye yol almadan receptionda mekan hakkında bilgi aldık. Doğru seçim yaptığımızı söylediler tabi ki sevindik. Saat tam 8 de giriş yaptık. Girit ezmesi, Köpoğlu Mançası, Levrek marine, isli Uskumru füme, söğüş salata dan oluşan Birkaç soğuk meze eşliğinde ufak bir şişe rakı ile başlangıç yaptık. Misafirler ve mekan çok düzgün, muhabbet on numara, buzlu rakı abı hayat gibiydi. Ara sıcak olarak Levrek simit alıp son yudumları ortaya aldığımız karışık meyve ile bitirdik. Harika gecenin sonunda otelde uykuya daldık.

Ertesi sabah kahvaltıda prova saatinin 16.30 da gösterinin 20.00 de olacağı söylendi. Sabah saat 11.00 de Portekiz konsolosluğunda randevum vardı. Kahvaltı sonrası yürüyerek önce Kuğulu park ta vakit geçirip saatin dolmasını bekledik.

Randevu saati konsolosluk önündeydim. İçeride süren 15-20 dakikalık işlem sonrası, saat 16.30 a kadar vaktimiz vardı. Bir gün evvelinden Ankara sinagogu ilgili kişisini arayıp bu gün saat 12 için randevu almıştık. Sağ olsun Can Bey bu ricamızı kırmayım bizler için sinagogu açıp bekledi. 5-10 dakika gecikme ile Sinagoga vardık. Eski Yahudi Mahallesi içinde bulunan Sinagog hakkında Can Beyden bilgiler aldık. Baya büyük ve antik bir Sinagog. Tavan işlemeleri, kadınlar bölümü, Teva ve Ehal çok görkemliydi.  Bize göre Sinagogun en değişik bölümü bekar kızlar için yapılan özel oturma yeri. Kadınlar bölümünün bir kat altında küçük bir bölüm yapmışlar. Dünyanın birçok ülke ve şehrini gezdiğimizde mutlaka Sinagog ziyareti yapan bizler için, Ankara’daki Sinagogu görmeseydik çok ayıp etmiş olurduk. Böyle bir ziyaret gerçekleştirmenin mutluluğu ve huzuru ile buradan ayrıldık.

Ankara gezimize, gezgin içgüdülerimle T.B.M.M müzesi ile devam ettik. Müze şekline dönüştürülen mekana giriş yaparken hepimize bir heyecan basmıştı. Hele Gazi Mustafa Kemal in 23.Nisan.1920 de açılış konuşmasını yaptığı genel kurul salonuna girdiğimizde heyecan doruktaydı. Buradan istikamet tabi ki Anıt Kabir idi. Birçok resmi törenlerde TV de gördüğümüz Ata’nın yattığı yeri görmek farklı ve tatlı bir heyecan vermişti bizlere. İlkokul yıllarından beri hayalimizde canlandırdığımız Aslanlı yolu, tören meydanını, mozoleyi ve Müzeyi gezecektik. Dış kapıdan Aslanlı yola kadar servis otobüsü ile getirdiler bizleri. Yürüyerek Aslanlı yolu geçerken yanımızdan tören mangası geçti. Nöbet değişimini bitirmiş dinlenme koğuşuna gidiyorlardı. Hepsi çakı gibiydiler. Dış ülkeleri gezdiğimizde, ziyaret ettiğimiz resmi saray muhafızları, çok ilgimizi çeker fotoğraflarını çekerdik. Bizim gençler de onlar gibi adeta birer heykel gibi nöbet tutuyorlardı. Aslanlı yolu geçip tören meydanına geldiğimizde Mozole beni büyüledi. Fotoğraflarda, filmlerde bu anıtı çok görmüştüm. Ancak şimdi canlı ve çıplak gözle karşımda duruyordu. Müthiş bir heyecan sarmıştı içimizi. Merdivenleri çıkıp çelenk konan yere geldiğimizde gayri ihtiyari Atanın huzurunda saygı duruşuna geçip, selam durmuştuk. Fotoğraf makinesinin deklanşörüne ardı ardına basıyor o

anımızı ölümsüzleştirmeye çalışıyorduk. Okullarından mezun olan gençler Atanın huzuruna mezuniyet cübbeleri ile gelip hatıra fotoğrafı çektiriyorlardı. Cumhuriyeti emanet ettiği çocuklar, İlkokul hatta yuva öğrencileri gruplar halinde Ata’yı ziyarete gelmişlerdi. Adeta Atam rahat uyu bu vatan bize emanet der gibiydiler. Müthiş bir görüntü vardı etrafta.

Saat 15.00 olmuştu acıkmıştık. Yolda bir şeyler atıştırıp prova ve akşamki konser hazırlığı için otele gittik. Duş yapıp, kıyafetlerimizi alıp prova ve konserin yapılacağı salona servis aracımızla gittik. Kısa süren prova sonrası yine gezgin ruhum beni dürtüyordu. Mekanın ilgili kişilerine 1-2 saatlik boş olan bu zamanı nasıl değerlendirebilirim dediğimde yürüme mesafesinde Ankara Kalesine gidebilirsin cevabını alınca hiç zaman kaybetmeden yine yollara düştük. Gerçekten çok yakın olan Ankara kalesine geniş bir parktan giriş yaptık. Kimi arkadaşlar yorgun olduğundan Kalenin kafelerinden birinde oturmayı tercih ederlerken, ben Ankara’yı tepeden panoramik izlemek için kalenin burçlarına tırmandım. Gerçekten manzara nefes kesici idi. Belki biraz yorulmuştum ancak manzara bu yorgunluğa değmişti. Vakit kaybetmeden aşağı inip kafede bekleyen arkadaşlara katıldım. Arada biraz da dinlenmiş oldum. Sözleştiğimiz saatte Azize Tereza Katolik Kilise’nin bahçesinde Ermeniler, Keldaniler, Süryaniler, Müslümanlar ve bizim Sinagog İlahileri grubu buluştuk. Festival kapsamında gerçekleşen bu konser gelen seyirciler tarafından çok beğenildi. Konser sonrası bizlerle bazı izleyiciler sohbet edip sorular sordular. Çok keyifli ve güzel bir konser daha bitmişti. Tüm gruplar ilgi ve alkışlardan çok mutlu bir şekilde otele döndük. Kimileri yorgundu odalarına çekildi, kimi yakında bulunan bir çorbacıya gitti, biz otele yakın olan bir barda Pizza ve buz gibi Bira eşliğinde konserin yorgunluğunu atmaya çalıştık. Ertesi sabah kahvaltı sonra İstanbul’a dönecektik. Çok fazla gecikmeden otele döndük. Harika bir konser gerçekleştirmenin ve konseri bahane edip güzel başkentimizi gezmenin keyfi ile İstanbul’a döndük. Giriş paragrafımda da yazdım ya “Konser bahane gezmek şahane”.

Bir Tutkudur Seyahat…

Paylaş
Önceki İçerikGAP  TURU
Sonraki İçerikMAVİ TUR
1957’de İstanbul’da doğdu. İlkokul yıllarında önce çevreyi tanıyarak gezgin olma yolunda adımlar atarken, ortaokul yıllarında ilk ciddi yurt dışı gezisini gerçekleştirmesiyle seyahat onda bir tutkuya dönüştü. Askerlik sonrası profesyonel hayatına başladığı tekstil sektörü ile beraber yurtdışı gezileri de artmaya başladı. Çıktığı bu gezileri ölümsüzleştirmek adına eline aldığı makinesiyle amatörce çektiği fotoğraflarla birçok sergiye katıldı ve ödüller kazandı. 2000’li yılların başında arkadaşlarının ve yakın çevresinin de teşviki ile Turizm Sektöründe uzun yıllar acentecilik yaptı. Bu yıllarda Türkiye Gezginler Kulübü ile tanıştı ve Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Emekli olduktan sonra farklı kurumlarda İdari Yönetici olarak görev aldı. 30 yılı aşkın zamandır “Sinagog İlahileri Korosu Şefliği” yapmakta ve korosuyla birçok kez yurtiçi ve yurtdışı konserlerine ayrıca bazı televizyon ve radyo programlarına katılmaktadır. 2005’ den bu yana gazete ve dergilerde “Gezi ve Yemek Kültürü Yazıları” yayımlanmaya devam etmektedir. 2020 yılı itibarı ile 34 ülke 105 şehir gezip görmüş, fotoğraflamıştır. Evli ve iki kız babası aynı zamanda bir erkek torun sahibidir. Seyahatlerini eşiyle birlikte yapmaktan keyif almakta.

2 YORUM

  1. Çok güzel Ankara gezisi geçirdiniz gerçekten muhteşem bir anlatım muhteşem bir renkli dokunuşlar ne güzel Ankara deyip geçmemek lazımmış daha neler neler var memleketimizde kalemine yüreğine emeğine sağlık Yako taragano🙏❤️🙏❤️🙏👏🙏

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here