Ana Sayfa Adım Adım İstanbul TARİHİ GALATA KULESİ

TARİHİ GALATA KULESİ

1104
2
Paylaş

TARİHİ GALATA KULESİ

 

Şişhane. Kuledibi. Bir semt ki çocukluğunuz orada geçmiş. İstediği kadar değişsin. Ne zaman sokaklarından geçseniz sizi anılarınıza götürecek bir şeyler bulursunuz. Eski  İstanbul’un heryanı öyle değil mi aslında. Her bir köşesinde bir aşinalık, bir güzellik  vardır. Şehirler de insanlar gibi canlıdır. Semt aileleri barındırır, insanları ile bir olur, değişir, büyür. Zaman geçer aileler kendilerini sığdıramaz, veya semt,  değişen doku,  onları içinde barındırmaz. Şişhane de bundan nasibini almış tarihi İstanbul semtlerimizden biri. Aileler büyüyen şehirde yeni açılan yerleşim bölgelerine, (Şişli, Gayrettepe gibi) taşınırken Galata’nın Şişhane bölgesi  de aydınlatma esnafını, atölyeleri, iş yerlerini ağırlamış. Akşam saatlerinde el ayak çekilince karanlığa bürünmüş. Evlerinin yüzleri kirlenmiş, sokakları bozulmuş. Gidenlerin ardından çok  gözyaşı dökmüş ki besbelli, zaman gelmiş şansı açılmış yine. Sanatçılar o binaların güzelliklerini, Haliç’i seyreden üst kat pencerelerinin bulunmaz nimetlerini keşfetmiş. Semtin tam ortasında 507 yılında Venedikliler tarafından inşa edilen bir kule  dururken buranın yok olması imkansızmış zaten.

Sanatçılar kulenin çevresindeki evlere yavaş yavaş yerleşmeye başlamışlar.  Binaları temizlemişler. Tasarım atölyeleri, kimi giysi, kimi mobilya, kimi takı üretiyor. Kiralar alabildiğine arttı.  Sokaklarında diziler, filmler çekiliyor. Küçük butik oteller ve çatı katlarında nefis Haliç manzarası ile kafeler konuklarını ağırlıyor.  Aynı şekilde Büyükhendek Caddesi boyunca da kafeler turistleri ve gençleri konuk ediyor.

Büyükhendek Caddesinin sonunda, Galata’nın en hakim noktasına kurulmuş, kulenin tarihinden bahsederek, biz de bu semte bir gezgin bakışı atalım. Bugün için dünyanın en eski kulelerinden biri olarak tanınan kule yoğun turist akınına uğramakta. Semtin adı Kuledibi, yani bu kulenin dibinden başlamış yerleşim. Roma İmparatoru I. Anastasius tarafından, fener kulesi olarak yaptırılmış. Tahminlere göre ilk olarak 507 yılında. Bugünkü şeklini 1348 yılında Cenevizliler vermiş. Yüksekliği yaklaşık 70 mt. çapı ise aşağı yukarı 10 mt.  Duvarlarının kalınlığı yaklaşık 3,75 mt. dir. Güney tarafındaki kapıya 10 basamakla çıkılan merdivenle ulaşılır. Gövdesi işlenmemiş moloz kullanılarak inşa edilmiş. İçerde beş sahanlıklı 46 taş olmak üzere 146 basamaklı merdiven var.

Cenevizliler kulenin tepesine, haçlı sivri bir külah yerleştirmişler.  Kule, Osmanlı’lardan önce İsa Kulesi olarak anılmış. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedince tepesini yıktırmış. İstanbul’un fethinden sonra Galata Kulesi yine farklı amaçlarla kullanılmış. 1509 yılında meydana gelen İstanbul’luların küçük kıyamet olarak adlandırdıkları depremde ciddi zarar görmüş. Kanuni zamanında zindan olarak kullanılmış. 1500’lerin sonlarına doğru, Takıyüddin Efendi tarafından, buraya rasathane kurulmuş. Fakat Sultan III. Murat, halkın, meleklerin eteklerinin altına bakılıyor serzenişi ile kuleyi kapattırmış.  IV. Murat zamanında Hazerfan Ahmet Çelebi buradan kanatlanıp uçuş denemelerini yapmış. Ya ben okuduğum Rapunzel masalının burda gerçekleştiğini düşünüp, küçücük boyumla kooocaman kulenin altında kendi hayallerime dalıp durmuşum. Beyaz atlı prense rastlar mıyım diye düşünüp, upuzun sarı saçlarını kuleden atan Rapunzel’e ağlarmışım. Yalnız ben mi?  Bir başka İstanbul efsanesi de kule ile Üsküdar Kız Kulesi arasında geçer. Efsaneye göre denizin ortasında sıkılan zarif Kız Kulesi, kente baktığında yakışıklı Galata’yı fark eder ve ona aşık olur. O günden sonra da  giderek artan aşklarının elçiliğini yapmak Hazerfen Ahmet Çelebi’ye düşer. Hazerfen’in kanatlarını takıp atlayacağı gün Galata, uzaktaki aşkının adını fısıldar. Ve atladıktan sonra ona doğru uçup, yazdığı şiirleri aktarmasını ister.

Masal bir tarafa, 18. YY’ın ilk çeyreğinde Galata Kulesi bitmek tükenmek bilmeyen İstanbul yangınlarına karşı gözetleme kulesi olarak kullanılmış. Fakat maalesef kule de bu yangınlardan nasibini almış. Turizme 1967 yılında kazandırılan yapı, üst katındaki seyirlik terası ile turistlerin oldukça ilgisini çekiyor. Konuklar, sabahın erken saatlerinde oluşan kuyruklarla içeri ücretli olarak alınıyorlar. Günümüzde iki asansör hizmetinin sunulduğu kule, kafe ve restoranı ile de İstanbul’un eğlence mekanlarından biri olarak hizmet vermeye devam ediyor.

 

Paylaş
Önceki İçerikHATAY ❤️ ANTAKYA
Sonraki İçerikAleksandropolis (Dedeağaç)
1959 İstanbul doğumluyum. Lise öğrenimimin ardından İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrenciliğimden dönemin anarşik olayları nedeni ile ayrıldım. Geçen onca yıl içinde hem güzel bir aileye sahip olabildiğim, hem de uzun yıllar çalışabildiğim için mutluyum. Çeşitli eğitimlerle kendimi geliştirmeye imkan bulduğum için de şanslıyım. Emekli olduğum dönemde çıkan af ile tekrar İstanbul Üniversitesi Psikoloji sıralarına öğrenci olarak dönmek ise, benim için inanılmaz güzel bir hediye oldu. Şimdi dileğim Psikoloji bölümünü bitirebilmek, çeşitli yayınlarda çıkan yazılarıma psikoloji alanında yazılar da ekleyebilmek, çocuk hikayeleri yazmak. Her konuda ailemin desteği başarımın anahtarı olmuştur. Bir erkek, bir kız, iki evlat sahibi oldum. Şimdi gelin ve damadımla dört evlat, dört torun sahibiyim. Dünyayı gezmenin, yeni yerleri ve insanları tanımanın da eğitimin, yaşama sevincinin, genç kalmanın önemli bir unsuru olduğuna inanıyorum.

2 YORUM

  1. An etçim bilgi ne nostalji içerikli Harika bir yazı olmuş. Eline kalemine yüreğine sağlık. Bu tarihi kule Artık İstanbul’un Simgesi haline geldi.
    ŞİŞHANEDE tam kulenin yanında ,Teyzem otururdu. Çocukken Teyzeme çok gitmişliğim vardır. Çok ilginç çocukken bu kule bana büyük ve gizemli gelirdi. Şimdi ise bu kadar büyük olmadığını görüyorum. ama hala gizemli bence.Bu Yüzden Şişhaneye KULE DİBİ derlerdi. Gerçekten de, Bu Kulenin yazılan çizilen hikayeleri çoktur. Mesela Kuzenimin kızı orada evlenme teklifi aldı. vs vs

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here