Ana Sayfa Genel BUDAPEŞTE

BUDAPEŞTE

136
2
Paylaş

BUDAPEŞTE

BTS grubu arkadaşlarımdan gelen talep üzerine Budapeşte turu programladım. Bir çarşamba akşamüstü Budapeşteye 22 kişi hareket ettik. Rahat ve keyifli bir uçuş sonrası Polis kontrolünde fazlaca vakit kaybettikten sonra birlikte çıkış yaptık. Otobüs ile otele transfer olurken Rehberimiz Klara Macaristan ve de özellikle Budapeşte hakkında genel bilgiler verdi. Yaklaşık 30-35 dakika sonra şehir merkezinde trafiğe kapalı alan olan Vaci Uctca da bulunan Taverna Otele vardık. Saat 20.00 de lobide buluşmak üzere hepimiz odalara dağıldık. Söylenen saatte buluşup, kendimizi mağazaları ile cıvıl cıvıl hareketli, trafiğe kapalı alan üzerinden yürüyerek Tuna nehrinin kıyılarına geldik. Buda ve Peşte yi birbirine bağlayan köprüler nehir kıyısından gecenin ışıkları ile muhteşem gözüküyordu. Acıkanlar, yorulanlar, olduğundan gruptan kopmalar başladı. Biz BTS grubumuz ve bu turda bizle gelen 2 kuzenim ve birkaç arkadaşlarla Vörösmarty Metrosunun bulunduğu meydandaki bir bar kafe de kahve molası verip saat 12 ye doğru otele döndük. Ertesi sabah kahvaltı salonuna indiğimizde hemen hemen tüm grup kahvaltı ediyordu. Çeşit ve malzemesi bol harika bir büfe vardı. Hatta bir köşede buzlar içinde soğutulmuş Şampanya bile tropik meyvelerle dahi ikram ediliyordu. Mükellef yapılan kahvaltı sonrası turumuz 9.00 da başladı. İlk olarak Heroes Squer Kahramanlar meydanına geldik. Macaristan ın kuruluşunda kahramanlıkları bulunan birçok askerin heykellerinin bulunduğu bir meydan. Bizim için en tanıdık ve bilindik asker Atilla ki Macarlar Attila diyorlar savaşları ve kahramanlıkları hakkında

 

Rehberimiz Klaradan bilgiler aldık. İşini çok severek yapan rehberimiz harika Türkçe konuşuyordu. Babasının görev icabı Adana da bulunduğu dönemlerde Çukurova Amerikan kolejinde okumuş. Rehberimiz aynı zamanda Tarih ve Coğrafya öğretmeni imiş. Buradan Dohany caddesindeki Avrupanın en büyük Sinagogu na gittik. Kubbesi, Gotik mimari yapısı, orgu, vitrayları ile Sinagogdan çok, adeta bir Katedrali andırıyordu. 2. Dünya savaşından sonra zarar gören Sinagog u restore etmişler ve bu günkü halini almış. Restorasyon sırasında birçok ünlü, maddi katlıda bulunmuş. En büyük Sponsor aktör Tony Curtis olmuş. Bayram ve özel günlerde ibadete açılan Konservatif sinagog hakkında içerideki ilgili kişiden bilgiler aldık. Çıkışta hemen yanındaki binayı ziyaret ettik. Burası Siyonizm in kurucusu Teodor Herzel in doğduğu evmiş. Şu an Jewish Museum olarak hizmet veriyor. Bir saatten fazla bir zaman geçirdik müzede. Öğlen saati olmuştu. Kinizsiuc. 30-36 adresindeki şarap mahzeni görüntüsündeki restaurant çok otantik ve güzeldi. Bize özel hazırlanan çorba, salta, pilav ve sebze garnili kızarmış tavuk ve tatlıdan oluşan set menümüz buz gibi servis edilen bira ve şarapla daha da lezzetlendi. Keyifli yenen yemek sonrası turumuza devam ettik. Budapeşte nin panoramik fotoğrafı ile adeta özdeşleşmiş Parlamento binasının önünden geçip Opera binası, müze ve galerileri izleyip Margrit adası üzerindeki köprüden Budapeşte nin Buda kısmı Macarların deyimi ile Budin e yol aldık. Bu bölgede ilk önce Osmanlı tarihinden adını Derviş olarak duyduğumuz Gül Baba nın türbesini ziyaret ettik. Zamanın padişahının emri ile yaptırılan türbe tepede ve manzarası harika. Buradan Budin in Balıkçılar Kulesi ve Mathias Kilisesinin bulunduğu tepeye gittik. Budin tarafı yukarılara doğru tırmandıkça fotoğraf çekmeye meraklı olanlar için harika görüntüler veriyor.

Buradan adeta bizim Çamlıca tepesi manzarasını andıran Cellert tepesine geldik. Budapeşte nin en güzel tepesi ve manzara fotoğrafı çekmek için çok ideal bir nokta. Dönüş yolunda bu şehrin kaplıcalarının çok ünlü ve sağlık için çok faydalı olduğu bilgilerini verdi rehberimiz.

Akşam yemeği için Matyas Pince restaurant’ına gitmeye karar verdik ve rezervasyon yaptık. Adresi Budapest V. bölge Marcius 15 ter 7. Dekoru ile garsonlarının otantik yerel kıyafetleri ile çok hoşumuza giden bir mekan oldu. Buraya kadar gelmişken birçok arkadaşımız Macar Gulaşı siparişi verirken bazılarımız Balık tercih etti.

Yemek sırasında çalan canlı Macar Çigan müziği keyfimize keyif kattı. Daha sonra masa masa dolaşıp misafirlerin ülkelerine göre müzikler çaldılar. Bizim Türk olduğumuzu öğrenince Üsküdara giderken şarkısını çaldılar. Salonda 7-8 farklı ülkenin misafirlerin hepsini memnun edip kendi lisanlarında en bilinen şarkılarını çaldılar. Tabi ki hak ettikleri bahşişi de topladılar. Keyifli neşeli lezzet dolu geceyi hemen bitirmeme adına yemek sonrası kahvelerimizi günün yorumlarını yaparak içtik. Grup memnun ve mutlu programında çok güzel geçtiğini söylediklerinde ben de çok mutlu oluyordum.

Ertesi gün programımız Visegrad harabeleri ve Estergon kalesi idi. Osmanlı ile çok uzun zaman birlikte yaşamak zorunda kalan Macarların lisanında çok fazla Türkçe kelimeler var. Estergon kalesi şarkılara bile konu olmuş. Harika manzara eşliğinde harika bilgiler edindik Klara dan. Öğlen saatleri bir başka tipik Sırp kasabası görüntüsündeki Stentrende ye giderken, müthiş ormanlık alan içinde harika bir spor alanı gördük. Kış sporlarında, sporcuların kızaklarla yaptıkları sporu bu kez buna benzer bir kızakla buz zemin yerine çim üzerinde yaptık. Çok heyecan verici ve zevkliydi. Bu akşam Cuma akşamı olduğundan Şabat Akşam yemeği için bir gün evvelinden rezervasyonu yapıp parasını ödediğimiz Kosher restaurant ı bulunan King Hotel e gidecektik. Adres Nagyediofa Ut.25-27. Önce otele dönüp dinlendik. Daha sonra lobide birer içki içip büyük sinagoga Arvit duası için gittik. Reformist olan sinagogda bize hiç yakın olmayan bir Şabat duası yaptık. Daha sonra grupla buluşup akşam yemeğinin yenileceği otele gittik. Glad Kosher mutfağı olan restaurantın yemeklerinden hiç bir şey anlamadık. Aşkenaz tarzı yemekler bizim damak tadımıza hitap etmiyordu. Ancak yinede yemek başlangıcında okuduğumuz makamsal Kiduş duası ile şarkılarla, şakalarla, geceyi unutulmaz kıldık. Midemiz aç, ama ruhumuz çok tok kalktık sofradan. O kadarki dönüş yolunda önümüze çıkan dönerciden bazı arkadaşlar sandviç yaptırdılar.

Otele gelmeden Budapeşte nin tarihi Cafe si New York cafe ye gidip buranın spesyalitesi menta likörlü kremalı kahve ısmarladık. Yanında çikolata ile ikram ediliyordu. Dekorasyon müthiş, fonda çalan klasik müzik harika, servise söylenecek bir şey yok, spesyal kahve’yimi merak ettiniz, açıkçası bir şeye benzemiyordu. Güzel bir günü daha böylece sonlandırdık.

Cumartesi serbest gündü. Özel hazırlanmış bir tur yoktu. Kahvaltıya biraz daha geç inip serbest günün tadını çıkarıyorduk. Keyifli bir kahvaltı sonrası 22 kişilik grup 3-4 grup olarak farklı aktiviteler yapmak üzere dağıldık. Kimileri alış verişe, kimileri Tuna nehri boyunca gezintiye, kimileri tekrar Budin tarafına gittiler. Biz bir kaç çift daha önceden methini duyduğumuz Budapeşte hayvanat bahçesine gittik. Kahramanlar meydanına yürüme mesafesinde olan yere Metro ile gittik. Böylelikle Budapeşte nin Metrosunu da görme fırsatımız oldu. Temiz, konforlu, yeni bir Metro ağı. İnsanlar seyahat sırasında ya kitap okuyor ya da yanındakilerle sessiz bir şekilde sohbet ediyorlar. Hayvanat bahçesini gezmek için de hava bir hayli müsait ve güzeldi. Söyledikleri kadar güzel ve büyüktü bahçe. Her türlü hayvanı içinde barındırıyordu. Çıkışta vakit öğlen saatlerini gösteriyordu. Parka yakın bir gölet üzerindeki yerde kahve ve bira molası verdik. Daha sonra Opera binasını ziyarete gittik. Gruplar ve rehber eşliğinde geziliyordu. Hatırı sayılır bir kuyrukta bekledikten sonra binayı gezebildik. Önceleri beklemekten biraz mırın kırın ettiysek de tur sonrası bu kadar beklemeye değer bir ziyaret yaptığımıza karar verdik. Saat 5 e geliyordu. Beş çayı keyfi yapmak için Budapeşte nin en meşhur pastanesine gitmeyi planladık.

Tekrar otelimizin caddesinin bittiği meydandaki meşhur pastane Gerbeaud a geldik. İnanılmaz bir kuyruk içeri girmek için bekliyordu. Meşhur kestaneli pastasını yemeği hayal ederken sadece içini ve vitrinindeki pastaları görüntülemek için izin alıp şöyle bir göz attıktan sonra bir başka cafede kahvelerimizi içip cadde üstündeki hediyelik eşya mağazalarından buraya özgü bir kaç hediyelik yanında Macarların meşhur şarabı Tokai den bir kaç şişe alıp otele döndük.

Akşam için nerede yeriz, nasıl bir gece geçiririz diye receptiondaki görevlilerden bilgi alırken, otelin lokantasında Çigan müziği eşliğinde çok eğlenceli bir gece yaşayabileceğimizi söylediler. Tüm gruba bu fikri verdiğimde herkes olumlu karşıladı. Bende 22 kişilik rezervasyon yaptırıp akşam yemeğinde buluşmak üzere lobideki bardan cin tonik ısmarlayıp günün yorgunluğunu atmaya çalıştım. Saat 20.30 da herkes toplandığında lokanta kısmına geçtik. Şefin tavsiyesi üzerine grubun büyük bir bölümü şnitzel siparişi verdi. Et yemeyenler fish&chips tercih etti. Şaraplar içilip yemekler yenirken keman, akordeon ve kontrbastan oluşan trio harika Çigan ve dünya müzikleri çalıyordu. Biz coştukça müzisyenler de coşuyor, her zaman olduğu gibi BTS grubu geceye şarkı ve dansları ile renk katıp tüm salona neşesi ile damgasını vuruyordu. Gerçekten receptiondaki elemanların tavsiyesine uymaktan memnun kalmıştık. Gecenin sonunda yorgunluktan olsa gerek, grubumuzdan bir kişinin hafif bir spazm geçirmesi önce telaşlanmamıza sebep olduysa da, çok kısa zamanda toparlanıp ayaklanması keyfimizi geri getirmiş, odalarımıza yatmaya çıkacakken vaz geçip kendimizi tekrar caddeye atıp bir kafede keyifli gecenin bitmemesi için bir kahve içimi daha geceyi uzatmaya ve Ekim ayının sonunda böyle bir hava yakalamışken tadını sürdürmeye çalıştık. Pazar sabahı kahvaltı sonrası saat 10 gibi otobüsümüz gelip bizi hava alanına götürecekti. Kahvaltısını bitiren kendini trafiğe kapalı alana attı. Canlı cıvıl cıvıl cadde sabah sessizliğinde de güzeldi. Derken otobüsümüz geldi rehberimiz Klara hava alanına kadar bize eşlik etti. BTS grubu bir geziyi daha mutlu sonlandırmıştı. Ben ise bu mutluluğun keyfini çıkararak çok beğenip zevk aldığımız Budapeşte den gururla dönüyordum.

Bir Tutkudur Seyahat…

 

Paylaş
Önceki İçerikAĞVA’DA BİR HAFTA SONU
Sonraki İçerikİKİ GÜNDE SOFYA
1957’de İstanbul’da doğdu. İlkokul yıllarında önce çevreyi tanıyarak gezgin olma yolunda adımlar atarken, ortaokul yıllarında ilk ciddi yurt dışı gezisini gerçekleştirmesiyle seyahat onda bir tutkuya dönüştü. Askerlik sonrası profesyonel hayatına başladığı tekstil sektörü ile beraber yurtdışı gezileri de artmaya başladı. Çıktığı bu gezileri ölümsüzleştirmek adına eline aldığı makinesiyle amatörce çektiği fotoğraflarla birçok sergiye katıldı ve ödüller kazandı. 2000’li yılların başında arkadaşlarının ve yakın çevresinin de teşviki ile Turizm Sektöründe uzun yıllar acentecilik yaptı. Bu yıllarda Türkiye Gezginler Kulübü ile tanıştı ve Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Emekli olduktan sonra farklı kurumlarda İdari Yönetici olarak görev aldı. 30 yılı aşkın zamandır “Sinagog İlahileri Korosu Şefliği” yapmakta ve korosuyla birçok kez yurtiçi ve yurtdışı konserlerine ayrıca bazı televizyon ve radyo programlarına katılmaktadır. 2005’ den bu yana gazete ve dergilerde “Gezi ve Yemek Kültürü Yazıları” yayımlanmaya devam etmektedir. 2020 yılı itibarı ile 34 ülke 105 şehir gezip görmüş, fotoğraflamıştır. Evli ve iki kız babası aynı zamanda bir erkek torun sahibidir. Seyahatlerini eşiyle birlikte yapmaktan keyif almakta.

2 YORUM

  1. Sevgili Gezgin arkadaşım, Eline kalemine sağlık. Güzel bir geziyi ,gezgin duygularınla çok güzel anlattın. İnsanı o günlere götürüyor… Matthew Karsten demiş ki? (Seyahat için yaptığın yatırım: Kendin için yaptığın en iyi yatırımdır) Bizlerde iyi ki bu yatırımları yapıp Güzel anılar biriktirmişiz.
    İnsan Seyahat ettikçe Dünyada ne kadar küçük bir yer kapladığını düşünüp, daha alçak gönüllü oluyor bence ………..

  2. Sevgili dostum Taraganonun organize ettiği bu tura katılanlardan biri de bendim .gerçekten seçimleriyle organizasyonlarıyla muhteşem bir tur du. özellikle Vaci Utca nín tam göbeğinde Yani bizim İstiklal Caddesi’nin ortasında postane Galatasaray Lisesi’nin orada gibi düşünün Bir otelde kaldık ki ,yolda karşılaştığımız başka anlı şanlı tur şirketleriyle gelenler bayağı şehir dışında kalıyorlardı. Iki seçenekleri vardı ya ciddi taksi
    paraları verecekler ya da Otele tıkılı kalacaklardı.Rehberi ile, planlaması ile,gruba katılanların birbirine uyumu ile 10 numara 5 yıldız bir geziydi. Onun için bir seyahate çıkacaksan Bu işten anlayan bir dostunun olması en büyük avantaj.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here