Ana Sayfa Avrupa Tekstil ve Moda’nın kalbi Milano

Tekstil ve Moda’nın kalbi Milano

311
4
Paylaş

 

Tekstil ve Moda’nın kalbi

Milano

 

Tekstil sektörünün ağırlıkta olduğu Milano, aynı zamanda yemek yemenin keyifli olduğu mekânları ve bakımlı şık kadınlarla yakışıklı erkeklerin gezdiği hareketli caddelerin olduğu bir şehir.

 

 

Yıllar önce tekstil ve turizm sektörlerinde çalışırken, yurt dışında farklı fuarlara katılırdım. Bu fuarlar, aynı zamanda, seyahat hobim için de bulunmaz fırsatlar olurdu.

Tekstilci üç arkadaşımla, Avrupa’da eş zamanlı fuarlara gitmeye karar vermiştik; Milano, Münih ve Paris. İlk durağımız Milano olmuştu. Maceralı Zürih aktarmalı Milano uçuşumuzu Swiss Air ile yapmıştık. Gece geç saatte Milano’ya varmış, Duomo Katedraline on adım mesafedeki otelimize yerleşmiştik. Sonraki yıllarda birçok kez bu şehre gittiğimde çok fazla gezecek yer bulmasam da, lisanının melodik oluşundan mı, halkının Akdenizli karakterinden mi, yemeklerinin lezzetinden mi bilmem kendime yakın bulmuştum bu şehri. Bunca Milano seyahatinde edindiğin bilgi ve tecrübeleri bu satırlar aracılığıyla paylaşmak istedim.

 

Mimari şaheseri, heybetli Duomo Katedrali

Şehir merkezindeki Duomo Katedralini ilk gördüğünde nutkum tutulmuş, mimarisine ve azametine hayran olmuştum. Neredeyse yüksekliğinden dolayı Milano’nun her yerinden bir ucu bile olsa bana göz kırpar. Piazza Duomo meydanında sokak sanatçılarının gösterileri her zaman ilgimi çekti. Meydanın sağ ve sol caddelerindeki marka mağazalar her zaman şık ve gösterişlidir. Hele Vittorio Emmanuell Caddesi üzerindeki La Rinascente mağazası, yıllar önce İstanbul’da henüz AVM’ler açılmadığı zamanlarda, bana çok ilginç gelirdi. Yine bu cadde üzerinde bulunan pasajdaki restoran ve kafeler, fiyatları biraz pahalı olsa da, yemek yemenin keyifli olduğu mekânlar. Bu caddedeki ayakkabıcıların vitrinindeki meşhur İtalyan ayakkabıları izlemek bile beni benden alır. Bruno Magli mağazasının yanındaki dar sokaktan giriş yaparsanız çok güzel bir avluya çıkarsınız. Buradaki Ristorante Charliston da İtalyanların spesiyaliteleri pizza ve makarna yiyip şarap içmiştim. İlk defa Tiramisu tatlısını burada yemiş ve tadına bayılmıştım. (O zamanlarda daha bu tatlı İstanbullularla tanışmamıştı.)

Bu cadde üzerindeki bir pastanenin vitrininde badem ezmesinden yapılmış birçok ürün görünce cazibesine dayanamayıp fotoğraflarını çekmiştim. Yine buradaki bir kafede ilk defa Cappucino ve Espresso ile tanışmıştım. Bu caddede gezinmek, bir şeyler yemek – içmek, oturmak çok keyifli, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. İnsanlar şık ve bakımlı, kadınlar güzel, erkekler ise çok yakışıklı. Katedralin diğer yanındaki cadde üzerinde bulunan Galtrucco mağazasında özellikle ipekli mamuller çok kaliteli. Eşarp ve kravatları müthiş zevkli… Bir başka hareketli, mağaza, kafe, restoranları ve otellerin olduğu cadde Corso Buenos Aires Caddesi.

 

 

Görkemli merkez tren istasyonu

Şehrin merkez tren istasyonu Stazione Centrale, klasik Metropol garları gibi büyük ve görkemli. Yıllar evvel elektronik harita ve bu harita üzerinden yapılabilen rota seçimi ve bilet rezervasyonu panosuna hayran kalmıştım. O yıllarda henüz bu bilgilendirme panoları İstanbul’da mevcut değildi, varın düşünün siz o anlatmaya çalıştığım panoyu. Zaman içinde, bu istasyondan başka şehirlere birçok kez hareket etmiştim. Örneğin kanallar ve gondollar şehri Venedik, gölü, dağları ve manzarası ile güzel şehir Como, Romeo ile Jülyet’in şehri Verona, ‘Kızıl Şehir’ diye anılan Bolonya gibi… Alpler’de kayak yapmak için bu tren istasyonundan hareket eden birçok yolcu ile karşılaşmıştım. Stazione Centrale, İsviçre’ye en yakın merkezi tren garıdır.

Milano denince akla ilk gelen binalardan biri de La Scala Opera Binasıdır. Zamanınız varsa, programlı gitmişseniz, burada bir konser veya bir opera seyretmek müthiş zevkli bir deneyim olabilir.

Tekstil cenneti

İtalyan modası her zaman tekstil sektöründe söz sahibi olmuştur. Tekstil toptancıları Stazione Centrale’nin arka sokaklarında yer alır. Şansınız varsa bu toptancılardan bazen perakende alma şansınız olabilir. Birkaç deneyimim sonuçsuz olsa da bir kaç kez satın alma şansım olmuştu. Tabi ki fiyatlar şehirdeki mağaza ve butiklerin üçte bir fiyatına (Şansınızı zorlamaya değmez mi?). Milano’ya birçok kez gittiğimi söylemiştim. Bu yüzden zaman zaman farklı kategorilerdeki otellerde kalma fırsatım olmuştu. Hatta bir keresinde pansiyon da bile kalmıştık. Çok değişik bir deneyim olmuştu bizim için. Milano, tarihi ile coğrafyası ile çok enteresan bir şehir olmasa da farklı bir sıcaklığı olan insanı kendine çeken bir özelliği var. Arrivederci Milan, Ti amo.

Bir Tutkudur Seyahat…

Paylaş
Önceki İçerikBÜKREŞ (Balkanların Paris’i)
Sonraki İçerikBARCELONA
1957’de İstanbul’da doğdu. İlkokul yıllarında önce çevreyi tanıyarak gezgin olma yolunda adımlar atarken, ortaokul yıllarında ilk ciddi yurt dışı gezisini gerçekleştirmesiyle seyahat onda bir tutkuya dönüştü. Askerlik sonrası profesyonel hayatına başladığı tekstil sektörü ile beraber yurtdışı gezileri de artmaya başladı. Çıktığı bu gezileri ölümsüzleştirmek adına eline aldığı makinesiyle amatörce çektiği fotoğraflarla birçok sergiye katıldı ve ödüller kazandı. 2000’li yılların başında arkadaşlarının ve yakın çevresinin de teşviki ile Turizm Sektöründe uzun yıllar acentecilik yaptı. Bu yıllarda Türkiye Gezginler Kulübü ile tanıştı ve Genel Sekreterlik görevinde bulundu. Emekli olduktan sonra farklı kurumlarda İdari Yönetici olarak görev aldı. 30 yılı aşkın zamandır “Sinagog İlahileri Korosu Şefliği” yapmakta ve korosuyla birçok kez yurtiçi ve yurtdışı konserlerine ayrıca bazı televizyon ve radyo programlarına katılmaktadır. 2005’ den bu yana gazete ve dergilerde “Gezi ve Yemek Kültürü Yazıları” yayımlanmaya devam etmektedir. 2020 yılı itibarı ile 34 ülke 105 şehir gezip görmüş, fotoğraflamıştır. Evli ve iki kız babası aynı zamanda bir erkek torun sahibidir. Seyahatlerini eşiyle birlikte yapmaktan keyif almakta.

4 YORUM

  1. 1980 lerde tekstil ile uğraşanları geçmişe götüren efsane şehir Milano.Satırları okurken birden daldım,canlanıverdi birden gözümde Milano.Piazza Duomo nun yapısal görüntüsü bizim kadıköy çarşıdan modaya giden caddeye büyük benzerlik gösterir.Malesef biz o görüntüyü çok kirlettik,karakterini bozduk.onlar 100 senede 300 senede geçse o karakteristik yapıyı bozmuyorlar.İstiklal caddesinin 1960 lara gitmenize gerek yok 20 sene öncesinin İstiklaline benzer bir yanı kaldı mı.Ama gidin Milano ya görün tarihi doku nasıl korunur.Ara sokaklarında dolaşırken bastığınız kaldırım taşına 2. dünya savaşında koşarak geçen asker postallarının izini görür gibi olursunuz.bizim Bağdat caddesinde 6 ayda bilemedin senede bir kaldırımlar abuk subuk değiştirildiğinden Milanoya gidin hiçbir yapmasanız bile, ara sokaklarında dolaşın,kaldırımlara evlere bakın,inanın kendinizi çok iyi hissedeceksiniz,…aynı yukarıdaki satırların arasında akarken hissettiğiniz gibi…

  2. Milano, İtalya’nın en şık en zarif en güzel mağazaların olduğu bir şehir bence…Devasa Gotik Katedral DUOMO bir sanat eseri ve beni çok etkiledi. Tekstil ve giyimin Kalbi bu şehirde atıyor.
    Gezgin Ruh ile yazılan bu yazı Milano’yu kısaca anlatıyor. Eline kalemine sağlık

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here